Osmanli İmparatorluğu Muhteşem Binyil Okurlarla Buluştu
İnkılâp Kitabevi’nin Gutenberg markasıyla raflara taşıdığı bu iddialı eser; Osmanlı’nın askeri disiplinini karanlık bir metafizikle harmanlayarak, ölümsüzlükle mühürlenmiş bir yeniçerinin aşk, intikam ve kader arasındaki epik mücadelesini sarsıcı bir atmosferle sunuyor.
İnkılâp Kitabevi’nin Gutenberg markasından yayımlanan Osmanlı İmparatorluğu: Muhteşem Binyıl, Osmanlı’nın askeri ve kültürel yapısından beslenen güçlü bir arka plan üzerine inşa edilmiş karanlık bir evren sunuyor.
Yeniçeri teşkilatının disiplin ve sadakat anlayışı, metafizik bir lanet ve ölümsüzlük kavramıyla birleşerek okuru hem tarihsel hem de felsefi bir sorgulamaya davet ediyor.
Roman, intikam ve pişmanlık arasında sıkışmış bir adamın, çalınan zamanını geri almak için dünyayı yeniden kurmaya kalkışmasını epik bir anlatıyla ele alıyor. Peki kader değiştirilebilir mi?
Aşk, zamanı yenebilir mi? Hayatın asıl sırrı, peşinden koştuğumuz büyük düşlerde mi saklıdır; yoksa çoğu zaman görmezden geldiğimiz o küçük, geçici anlarda mı?
Ölümsüzlük Bir Lütuf mu, Yoksa Bitmeyen Bir İşkence mi?
“Ölüme en yakın hissettiği an, ölümsüzlüğe sahip olduğu ilk andı…”
Görevi uğruna sevdiği kadından vazgeçerek geri dönüşü neredeyse imkânsız bir yolculuğa çıkan bir yeniçeri ölümsüzlükle mühürlenmiş bir lanete sürüklenir:
İşkenceye karşı kırılmaz bir bedenle ödüllendirilirken ruhu bir azaba mahkum edilir.
Karanlık atmosferi, güçlü karakter derinliği ve epik anlatımıyla “Osmanlı İmparatorluğu: Muhteşem Binyıl”, tarihsel fantastik türde iddialı bir eser olarak raflardaki yerini aldı.
Arka kapak
“Ölüme en yakın hissettiği an, ölümsüzlüğe sahip olduğu ilk andı. İşkencelere karşı kırılmayacak bir güce sahip olmakla lanetlenmişti. Ömrünün geri kalanı boyunca acı içinde yaşayacak, bu karanlık ve rutubetli hücrede tekrar tekrar ölecekti.
”
Vazifesini her şeyden ve herkesten üstün tutan bir yeniçeri, sevdiği kadını ardında bırakarak geri dönülmesi zor bir yolculuğa çıkar ve karanlığın hüküm sürdüğü bir dünyaya sürüklenir. Ölümsüzlükle lanetlendiği bu yerde intikam hırsıyla kavrulurken pişmanlıklar da peşini bırakmaz.
Yüzyıllar boyunca kalbinde tek bir isim yankılanır: “Angela.”
Peki ya telafisi mümkünse? Ya kendisinden çalınan zamanı geri alabilirse? Hayatının aşkına kavuşmak için dünyayı baştan yaratmaya karar veren Alp Er Tunga, zamana meydan okuyup hak ettiği mutluluğa ulaşabilecek mi?
Hazan Mengü’nün kaleme aldığı bu fantastik roman, okura hayatın asıl sırrının peşinden koştuğumuz düşlerde mi, yoksa görmezden geldiğimiz anların içinde mi gizli olduğunu sorgulatıyor.

Post a Comment