Dünyanın lider lastik üreticilerinden Goodyear, orta dereceli okulların yol güvenliği eğitimi vermesinin, sorumluluklarının bir parçası olması gerektiğini vurguluyor.  

Goodyear tarafından yürütülen araştırmanın yeni bulgularına göre Avrupa genelindeki ailelerin yüzde 84’ü çocuklara erken yaşta yol güvenliğinin temel prensiplerinin öğretilmesi gerektiği kabul ederken, Goodyear’ın bu konudaki önerisini destekliyor. 

Gooodyear her yıl Yol Güvenliği Beyaz Bülten’i aralarında Türkiye’nin de bulunduğu, toplam 19 ülkede, yaşları 16-25 arasında değişen 6805 acemi şoför ebeveyniyle yaptığı geniş çaplı araştırma sonucunda hazırlıyor. Araştırmayla ailelerin sürücü olarak oluşturdukları örnek davranışların çocuklarının sürüş öğrenimini nasıl etkilediğini anlamak amaçlanıyor. 

Ankete katılan ailelerin çoğunluğu (%62) okulların yol güvenliği konusunda yeterli eğitimi vermekten uzak olduğunu düşünüyor. Goodyear’ın geçtiğimiz yıl anket yaptığı sürüş eğitmenlerinin %42’si yol güvenliği öğretiminin okullarda zorunlu olarak verilmesi gerektiğini düşünüyor. Türkiye’de bu rakam oldukça yüksek. Ülkemizde ailelerin %93’ü yol güvenliği prensiplerinin okullarda erken yaşlarda öğretilmesi gerektiği düşünüyor. 

Avrupa Aileler Birliği Yetkilisi Eszter Salamon ise genç insanları eğitmenin gençlik dönemlerinde daha zorlu olduğunu belirtiyor. Salamon; “Gençlerin araç sürmeyi öğrenmeleri, onların özgürlüklerini ilan ettikleri zamanla aynı döneme denk geliyor. Bu yüzden yol güvenliğini aşılamak daha erken yaşlarda gerçekleşmeli. Yayalar için yol güvenliğini anlamak çocuğun günlük alışkanlıklarının bir parçası. 

Ailelerin de çocuklarına bu alışkanlıkları edindirme konusunda bir sorumluluğu var. Fakat 16-20 yaşları arasındaki gençler ailelerinden çok yaşıtlarını dinleme eğilimindeler” diye konuştu. Goodyear’ın yaptığı ankete göre acemi sürücülerin ailelerinin yüzde 46’sı zorunlu sürüş kurslarını desteklerken, daha iyi bir rol modeli olabilmek için sürüş yeteneklerini tazelemeyi istiyorlar. 

Bunun yanı sıra aileler çocuklarının profesyonel sürüş eğitiminde de yer almak istiyorlar. Ailelerin %53’ü çocuklarının sürüş eğitmenlerinden düzenli ilerleme raporları almak isterken, %40’ı çocuklarının gelişimini ilk elden görebilmek için bir derse katılmayı talep ediyor. 
Uluslararası Trafik Psikolojisi Uzmanları’na göre geleneksel sürücü eğitimi geliştirilebilir. TPI (Trafik Psikolojisi Enstitüsü) bünyesindeki trafik psikoloğu Margit Herle, Avrupa’daki sürücü eğitiminin tüm ihtiyaç duyulan seviyelerini kapsama konusunda yetersiz kaldığını ifade ederek, “Bir sürücü hiyerarşik olarak dört seviyede yeteneklerini geliştirmelidir bunlar; araç manevrası, trafikte uzmanlaşma, sürüşün amaç ve bağlamları ve yaşama amaçlarıdır. 

Bu 4 seviyenin her birinde, bilgi ve yeteneklerde uzmanlaşmalı, riski artıran faktörlerin farkında olmalı ve kendi davranışlarını kendi kendine değerlendirebilmeliler. Ancak, Avrupa’daki geleneksel sürücü eğitimi bu beklentileri henüz karşılamamaktadır” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilk ve ortaöğretim burslarının, 2003 yılına kıyasla 2014 yılında 10 kat artırılarak, 146,30 liraya yükseldiğini bildirdi. 

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Strateji Geliştirme Başkanlığı istatistiklerine göre ilk ve ortaöğretimde burs alan öğrenci sayısı ise 2003 yılında 101 bin 382 iken 2014 yılında yaklaşık 270 bin olarak gerçekleştiği belirtildi. 

Açıklamaya göre, 2003 yılında 13,06 lira olan ilk ve ortaöğretim bursu, 2009'da 76,6; 2010'da 87,61; 2011'de 107,42; 2012'de 121,71; 2013'te 138,20 ve 2014'te 146,30 liraya yükseldi.haber7

Türkiye’de ev dışında her iki noktadan birine ulaşan Unilever Food Solutions, sektör lideri olmanın getirdiği sorumlulukla, ev dışı tüketim sektöründeki gıda atığını azaltarak hem profesyonel mutfakları daha verimli hale getirmek hem de doğaya olan olumsuz etkiyi azaltmak için “Gıda Atığını Önleyelim” projesini hayata geçirdi. 

UFS GidaAtiginiOnleyelim Logo Unilever Food Solutions, ajandasını Unilever’in sürdürülebilirlik ajandasıyla buluşturduğu “Gıda Atığını Önleyelim” projesiyle, sektörde gıda atık yönetimi konusunda bilinç oluşturmayı, profesyonel mutfaklarda gıda atıklarının iyi yönetilmesini sağlamayı ve işletmeler için minimum atık hedeflerini belirlemeye katkı sağlamayı hedefliyor. 

Bu yönde işletmeler için Atık Yönetim Kiti, ‘Atık Yönetimini Nasıl Yapabilirim?’ Broşürü ve İşletme içi Bilinçlendirici Posterler hazırlayan Unilever Food Solutions, ‘Atık Yönetimi Paketi’nin tüm sektöre ulaşmasını sağlamak için www.ufs.com web adresinden işletmelerin ilgisine sunacak. 

 ‘Gıda Atık Yönetimi’ konusunda bilinç oluşturmak adına anlamlı bir başlangıç olan projenin ilk adımı, EDT Expo kapsamında 28 Mart Perşembe günü “Gıda Atığını Önleyelim” paneli ile gerçekleştirildi. Unilever Food Solutions Türkiye Genel Müdürü Önder Arsan’ın açılış konuşmasını yaptığı panelde, ev dışı tüketim sektörünün önde gelen temsilcileri buluştu. 

“Gıda Atığını Önleyelim” panelinin konuşmacıları arasında Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şahinöz, TURYİD Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Muştu, Şef Murat Bozok ve Gıdanı Koru Platformu Türkiye Temsilcisi Dr. Orhan Göçer yer aldı. 

 Unilever Food Solutions Genel Müdürü Önder Arsan açılış konuşmasında, “Restoranlar ve gıda endüstrisi dünyanın en fazla atık üreten sektörlerinin başında geliyor. Türkiye’de ev dışında tüketicilerin bu konuda hassasiyeti ve ilgisi de her geçen gün artıyor. Türkiye’de yaptığımız pilot araştırmalara göre, sektörde yıllık 325 bin ton gıda atığının olduğunu tahmin ediyoruz. 

Bir yanıyla Türkiye olarak gitmemiz gereken çok yol var. Yaklaşık %20 dolayında gıda atığını azaltma, çoğu işletme için potansiyel olarak erişilebilir bir hedef. Bir restoranın atığını %20 oranında azaltabilirse, toplam gıda harcamalarının %2-3’ünün atılmasını engelleyebiliyor” görüşünü paylaştı. 

Unilever Food Solutions Türkiye Genel Müdürü Önder Arsan: ‘Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nın bir parçasıyız Ev dışı tüketim kanallarına yönelik ürünleri ve servis markalarıyla sektör profesyonellerinin dikkatini sürdürülebilir yaşama çekmeye çalıştıklarını ifade eden Arsan, “Unilever, şirket olarak Sürdürülebilir Yaşam Planı ile zaten atık azaltma ve sürdürülebilir uygulamaların artırılması yolunda büyük adımlar atıyor. 

Biz de Unilever Food Solutions olarak, Unilever’in iş yaptığı stratejik alanlardan birinde yer alıyoruz. Aynı zamanda, Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nın bir parçasıyız. Gıda Atığını Önleyelim kampanyası da profesyonel mutfaklarda sürdürülebilir yaşam adına alınması gereken aksiyonlar adına önemli bir girişim olacak. 

İçinde bulunduğumuz yeme-içme sektörünün, çevrede bıraktığı ayak izini azaltmak için çalışacağız. İlk hedefimiz sektörü ‘Gıda Atıkları’nın doğru yönetilmesi için bilgilendirmek ve bu alanda bilinç oluşmasına katkı sağlamak olacak. 

Gerçekleştirilecek eğitim ve ölçümlerle gıda atık yönetimi konusunda bilinç oluşturmayı hedefliyoruz. Diğer taraftan tüketicinin de işletmeler üzerinde etki oluşturması için bilinçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Daha fazla işletmenin atık yönetimi konusunda harekete geçirilmesini sağlayacağız” dedi. 

Unilever Food Solutions Türkiye Genel Müdürü Önder Arsan, ev dışı tüketim sektörü üzerine 2011 yılında yayımlanan Dünya Menü Raporu’nun odağında ‘Sürdürülebilir Mutfaklar: Gıda Atıklarını Azaltma’nın olduğunu hatırlatırken; Araştırmada, önemli bir tüketici endişesi olan ev dışında yenen yemeklerin sürdürülebilirliğinin altını çizdiklerini hatırlattı. 

Bir anlamda Araştırma’nın, Gıda Atığını Önleyelim projesinin başlangıcında da etkili olduğunun altını çizdi. Dünya Menü Raporu – Türkiye’den Öne Çıkan Bilgiler Türklerin %92’si yemek yediği mekanlarda sürdürülebilir uygulamaların olmasını önemsiyor. Çevre üzerimizdeki etkiyi azaltmamız gerektiğini düşünüyoruz. 

Türklerin %95’i yeme-içme sektöründe gıda atıklarının çevreye dost yöntemler kullanılarak ortadan kaldırılmasını istiyor. Bununla birlikte Türklerin %79’u gıda atığını azaltan ve bu doğrultuda planları olan işletmelerde yemek için daha fazla para ödemeyi kabul edeceğini belirtiyor. Türklerin %93’ü dışarıda yemek yediği yerlerde gıda atıklarına yönelik uygulamaların daha şeffaf olmasını istiyor. 

Yemek yediğimiz yerlerdeki gıda atık yönetimi uygulamalarının sorumluluğunu en yüksek oranda hükümette görüyoruz. İşletmeler %22 Hükümet %62 Tedarikçiler %4 Tüketiciler %5 Sivil toplum kuruluşları %6

Danıştay'ın ‘puan üstünlüğüne göre’ liselere yapılan nakillerle ilgili yürütmeyi durdurma kararı, düşük puanlarla gözde liselere yerleşen öğrencilerin durumlarıyla ilgili soru işaretleri doğurdu. 


Geçen yıl Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ni değiştiren Milli Eğitim Bakanlığı, TEOG yerleştirmelerinden sonra boş kalan kontenjanlara taban puana yani bir okula yerleşen en son öğrencinin puanına göre değil, başvuranlar arasında ‘puan üstünlüğüne’ göre nakille geçiş yapılmasını sağladı. 

Bu değişiklikle aralarında yüzlerce puan farkı olan öğrenciler aynı liselere yerleşti. Örneğin geçen yıl yerleştirme puanı 451.6 olan İstanbul Göztepe İhsan Kurşunoğlu Anadolu Lisesi’ne 237.3 puanla öğrenci yerleşince okul puanı 214 puan düştü. 

Tepki çeken uygulamayla ilgili Danıştay 8. Dairesi yürütmeyi durdurma kararı verince Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı illere yazı gönderdi. Yazıda yargı sürecinin sürdüğü ancak nakil işleminde Danıştay’ın kararına uyulması gerektiği ve tereddüte düşülmemesi için de nakil için başvuru yapan öğrenciler arasındaki puan üstünlüğünün değil okulun yerleştirme esas puanının dikkate alınması gerektiği belirtildi. 
TABAN PUANA DİKKAT EDİN 
Yazıda, “Ortaöğretim kurumları arasında nakil ve geçişlerin, açık kontenjan bulunması ve öğrencinin yerleştirmeye esas puanının naklen gitmek istediği okulun sınıf seviyesindeki yerleştirmeye esas taban puandan az olmaması kaydı ile puan üstünlüğüne göre yapılması gerekiyor” denildi. Böylece nakillerle düşük puanlı öğrenciler, yüksek puana sahip okullara yerleşemeyecek. 

YERLEŞENLER NE OLACAK? 
Düşük puanlarla gözde okullara yerleşen öğrencilerin bu durumda ilk yerleştikleri okullara mı geri döneceği, bu okullarda boş kontenjan yoksa ne olacağı ya da yerlerinde mi kalacakları belirsiz. 

Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan, “Danıştay şu ana kadar düşük puanla, yüksek puanlı okullara yerleşen öğrencilerin mağdur olmaması için mevcut okullarında devam edebilecekleri yönünde karar verebilir. 

Çünkü bu öğrencileri eski yerlerine göndermek psikolojilerini bozabilir, ayrıca bu öğrencilerin yerleri dolu da olabilir” dedi.haberturk gazetesi


İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız okul öncesi eğitim temel eğitim içinde gördüklerini anlatarak değerler eğitiminin geçmiş yıllarda özel öğretim kurumları desteğiyle gündeme geldiğini söyledi. 

Günümüzde ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın 19’uncu Milli Eğitim Şurası’nda değerler eğitimi konusunda alınan kararı hatırlatan Yıldız, “19’uncu Milli Eğitim Şura’sında altını çizdiği bir görev olarak bütün eğitim kurumlarına, bütün müfredatın içeriğine, bütün derslerin konseptine yerleştirdiği bir içerik haline gelmiştir “ diye konuştu. 

Yıldız, Özel Öğretim Kurumları Birliği Derneği (ÖZKUR-BİR) tarafından bu yıl İhlas Koleji’nde düzenlenen ‘Altınçağ Konferansı‘nda yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Bu ülkenin temel yazgısında söz sahibi kişileriz. Yaptığımız her işte takdir beklemiyoruz. Bir işi ne kadar düzgün yaparsak yapalım onun sonucunda bazı eksikliklerimiz oluyor. Eğitimcilerin eksiklikleri görülüyor. Güzel işler yapıyoruz ama kimse bunları gündeme getirmiyor. 

Bir okulda bir yerde problemler olabiliyor. Büyük bir camiayız. Bizler tüm bu olumsuzluklara aldırmaksızın gerçekten fedakarlık yaparak bugünlere geldik. Talim ve Terbiye Kurulu’ndaki müfredat değişikliklerinin içinde olan biriydim. Bu ülkede bu anlamda verilen mücadelenin ne kadar kıymetli ve değerli, hangi şartlarda neler yaptığımı bilen birisiyim. 

Bu yüzden de geldiğimiz noktayı çok önemli buluyorum. Biz otokritik, eleştirel olarak hem bireysel hem kurumsal eleştiri yaptığımız zaman birçok şeyi beğenmeyebilir, yeterli bulmayabiliriz. Ama geldiğimiz noktaya bakmamız lazım. İdealler dünyası bakımından hedeflerimiz açısından insan olarak gidecek çok yerimiz var. 

Yaptıklarımız belki başlangıç bile değil. Ama bunları önemseyerek, benimseyerek, içselleştirerek samimi olarak değerleri kurumsal hale getirdikten sonra kalıcı, evrensel, sürdürülebilir işleri yapabiliriz. Günün koşulları bizi zorlayabilir. Ama bunlara aldırmadan ileriye bakıp ciddi hedeflerimizin olması gerekiyor.” 

Okul öncesi bizim için çok değerli “Biz, Milli Eğitim Bakanlığı olarak değerler eğitimi bir zamanlar sadece özel eğitim kurumlarının üstün gayretleriyle gündemde olan ve sadece kendi aramızda konuştuğumuz değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 19’uncu Milli Eğitim Şura’sında altını çizdiği bir görev olarak bütün eğitim kurumlarına, bütün müfredatın içeriğine, bütün derslerin konseptine yerleştirdiği bir içerik haline gelmiştir. 

O yüzden bu saatten sonra daha evrensel olan, ayakları yere basan, global işler yapmalıyız. Okul öncesi bizim için çok değerli. Okul öncesini temel eğitim içinde görüyoruz. Bunu atlamadan kelimenin hakkını vererek okul öncesini de düşüneceğiz.“ Kaynak: Hurriyetegitim
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, dershanelerin kapatılmasının okulları dershaneye dönüştürmeyeceğini söyledi; "örtülü dershaneciliğe ve okulun merkezden çıkartılmasına izin vermeyeceğiz" dedi. 

Bakan Avcı, Tophane-i Amire'deki Kelam'dan Kalem'e Büyük Buluşma sergisinde öğrencilerle sohbet etti.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, dershanelere yönelik düzenlemenin okulları dershaneye dönüştüreceği yönündeki iddialara, "örtülü dershaneciliğe, okulun merkezden çıkartılmasına ve öğretmenlerin emeğinin göz ardı edilmesine izin vermeyeceğiz" yanıtını verdi. Dershane sektörü için 'olmazsa olmaz' algısı yaratıldığını söyleyen Bakan Avcı, "Velilerimiz, öğrencilerimiz telaş etmesin. Farklı uygulamalara da itibar etmesin" dedi. 

 "DERSHANE İLLÜZYONUNU BİTİRMEYE .ALIŞIYORUZ" Nabi Avcı, YGS'de 42 bin öğrencinin sıfır çekmesiyle ilgili de, bazı adayların sınava belli soru türleri için girmesini ve diğer soruları hiç cevaplandırmamasını gerekçe gösterdi. 

Bakan Avcı, "Önümüzdeki yıllarda da bunların daha yükselmesi için biz de zaten o yüzden bu dershane illüzyonunu bitirmeye ve okulu merkeze yerleştirmeye çalışıyoruz" dedi. Dershane devri 1 Eylül 2015'te kapanıyor. Dershaneler yola ya özel okul ya da 12 yaş altı öğrencilere eğitim verecek özel etüt merkezleri olarak devam edecek. Özel okula dönüşmek için başvurular Haziran 2014'te başladı. 

 2010 KPSS HIRSIZLIĞI 
Bakan Avcı, 2010 yılı KPSS puanları ile atanan memurlarla ilgili henüz herhangi bir işlem yapılmadığını söyledi. Yasal soruşturmanın sonuçlanmasını beklediklerini söyleyen Nabi Avcı, "Suistimal edenler mahkeme kararıyla netleştirildikten sonra ilgili kişiler hakkında gerekli işlemler yapılacaktır" dedi. 

 "EZOP'U YARGILAYACAK HALİMİZ YOK" 
 Edirne'de Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından dağıtılan ve isimleri tartışma konusu olan "Öğretmen Öküz" ve "Öğrenci Eşek" kitapları hakkında Avcı, bu kitapların fabl türünde olduğunu ve masal yazarı Ezop'tan bu yana binlerce yıldır kullanılan bir anlatım tekniği olduğunu söyledi. 

Kitabın öğrenci ve öğretmenlere hakaret ettiği yönünde iddialara karşı Bakan Avcı, "Öğretmenlerimizin de öğrencilerimizin de velilerimizin de bundan alınganlık göstermesi bence gerekli değil. Çünkü Ezop'tan beri biliyoruz ki, hayvanlar hikaye kahramanı olarak konuşturulurlar" dedi. 

Sadece başlıktan yola çıkılarak alınganlık gösterildiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı, "Bu saatten sonra Ezop'u da yargılayacak halimiz yok. Zaten yeteri kadar, 2010 örneğinde olduğu gibi, yargı konusu olacak pek çok şey var. Ezop'u karıştırmayalım" dedi. 

ROBERT KOLEJİ İDDİASI TEKRAR ARAŞTIRILACAK" Liseye giriş sınavından düşük puan alan bir öğrencinin Robert Koleji'ne Bakanlık talimatıyla alınması hakkında Bakan Avcı, okulların hangi puana göre öğrenci alacağı konusunda zihinlerde karışıklık olduğunu söyledi. 

 "Bazı okullar başka puan türlerini, yani üç dersin puanını mesela esas alarak öğrenci seçiyorlar" diyen Avcı, bakanlık müfettişlerinin bu konuda inceleme yaptığını ve bakanlık genel yönetmeliği de dikkate alınarak olayın bir kez daha araştırılacağını söyledi.sabah
2014 yılı Türkiye İşgücü Piyasası Araştırması sonuçlarında, eğitim sektöründe 73 farklı meslekte istihdam azalışı beklenirken 146 farklı meslekte ise istihdam artışı beklendiği tespit edildi. 


En fazla açık iş olan ve temininde güçlük çekilen mesleklerde istihdam azalışı beklenmesi ise dikkat çekti. En fazla açık iş bulunan ilk 15 meslek ile en fazla temininde güçlük çekilen ilk 15 mesleğin 8 tanesi ortak. 

Bu 15 mesleğin ise sadece 5 tanesi en fazla istihdam artışı beklenen ilk 15 meslek içerisinde. MebPersonel.ComEğitim sisteminin ön plana çıkan gözde meslekleri ise İngilizce öğretmenliği, okul öncesi öğretmenliği, direksiyon eğitmenliği ve sınıf öğretmenliği. 

İŞKUR verilerine göre; Milli eğitim sisteminde temininde güçlük çekilen meslekler arasında özellikle ortaöğretim için yüzde 10,6 ile matematik öğretmenliği ilk sırada. 

Bunu yüzde 8,2 ile direksiyon eğitmeni, yüzde 6,7 ile İngilizce öğretmenliği, yüzde 5,3 ile sürücü kursları için ilk yardım eğitmeni, yüzde 4,6 ile temizlik görevlisi, yüzde 4,1 ile coğrafya öğretmeni, yüzde 3,2 ile kimya öğretmeni, yüzde 2,7 ile rehber öğretmeni (psikolojik danışman), yüzde 2,6 ile sınıf öğretmeni, yüzde 2,5 ile zihinsel engelliler öğretmeni, okul öncesi öğretmeni, sağlık bilgisi öğretmeni, yüzde 2,1 ile eğitim danışmanı, fizik öğretmeni, yüzde 1,8 ile din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni. MebPersonel
Milli Eğitim Bakanlığı, Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yönergesi'nde değişikliğe gitti. 

Sürücü adaylarının kâbusu olabilecek değişiklikle, geri park edecek araçların sürücülerinin, aracın bir buçuk katı uzunluğunda ve aracın genişliğinden 50 santimetreden fazla olan iki araç veya konilerin arasına, tek hamlede girmesi isteniyor. 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ehliyet sınavlarında, usta öğreticilerin değerlendirme komisyonu üyelerine müdahalesini önlemek için tedbir alarak, komisyonun çalışmasını engelleyici davranışlarda bulunan usta öğreticilerine, sınavlarda bir yıl görev alamama cezası getirdi. 

 Milli Eğitim Bakanlığı, Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yönergesi'nde değişikliğe gitti. İllere gönderilen yeni yönergeyle, sınav sürecinin daha sağlıklı şekilde yürütülmesi, sınavda yaşanan aksaklıkların önüne geçilmesi ve ehliyet sınavlarında denetimin artırılması amaçlanıyor. 

TEK HAMLEDE GERİ PARK ŞARTI 
Yönergeye göre, "A1", "A2" ve "H" (motosiklet)" sınıfı araçlar hariç, geri park edecek araçların sürücüleri, aracın bir buçuk katı uzunluğunda ve aracın genişliğinden 50 santimetreden fazla olan iki araç veya konilerin arasına yatay ve dikey çizgilerle belirlenen alana tek hamlede girmeye çalışacak. 

Direksiyon usta öğreticisi sınava gelmediğinde durum tutanakla tespit edilerek kursta görevli başka bir direksiyon usta öğreticisiyle direksiyon eğitimi dersi sınavının yapılması sağlanacak. 

Direksiyon uygulama sınavlarında, denetim maarif müfettişlerince yapılacak. Maarif müfettişlerini de il milli eğitim müdürü ve maarif müfettişleri başkanı kontrol edecek. Hatalı değerlendirme yapan, sınav komisyonu başkan ve üyesi bir yıl görev alamayacak. Böylece, denetimlerin de daha sağlıklı yapılması sağlanacak. 

Direksiyon eğitimi dersi uygulama ve değerlendirme komisyonu başkanı, kursiyerin direksiyon eğitimi dersi sınavında can ve mal güvenliği ile trafiği tehlikeye düşürecek şekilde araç kullanması durumunda direksiyon ve pedallar yardımıyla gerekli müdahaleyi yaparak sınavı sonlandıracak. Bakanlık, ehliyet sınavlarında, usta öğreticilerin değerlendirme komisyonu üyelerine müdahalesini önlemek için de tedbir aldı. 

Direksiyon eğitimi dersi sınavında, sınav uygulama ve değerlendirme komisyonuna müdahale ederek, komisyonunun çalışmasını engelleyici davranışlarda bulunan direksiyon usta öğreticileri, bu dersin sınavlarında bir yıl görev alamayacak. Sınavlarda komisyonların veya diğer görevlilerin çalışmasını tehdit veya zor kullanarak engelleyen ya da engellettiren kursiyerler de 4 ay sınavlara giremiyor. 

VİDEOLU EĞİTİM 
Bakanlık ayrıca direksiyon eğitimi dersi sınavı uygulama ve değerlendirme komisyonunda görev alan personelin uygulama sınavlarını daha sağlıklı yapabilmeleri için "Direksiyon Dersi Eğitim Uygulama ve Değerlendirme Sınavı Videosu" hazırladı. 

MEB Özel Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından illere gönderilen yazıyla, videonun sınav yapılacak günlerde direksiyon eğitimi dersi sınavı uygulama ve değerlendirme komisyonunda görev alan personel ile sınavdaki diğer görevlilere izletilerek sınavlara başlanması istendi.haber7

2015 yılında yapılacak öğretmen atamalarını da içeren yasa tasarısı Mecliste görüşülüyor. 

Görüşmeler sırasında 300 bin öğretmenin atama beklediği, 115 bin öğretmen açığı olduğu belirtildi. Muhalefet milletvekilleri tarafından yapılan açıklamaya göre; 2015 yılında yapılması planlanan 47 bin öğretmen atamasının 12 bini mülakatla MEB kadrosuna alınacak dershane öğretmenleri için kullanılacak. 

Kalan 35 bin kadro ise ilk atama yoluyla yapılacak öğretmen alımlarında kullanılacak. Muhalefet milletvekillerinden sonra söz alan AK Parti milletvekili de 35 bin atama yapılacak dedi. mebpersonel
Total Türkiye’de 2014 yılı sonunda başlatılan “tersine mentorluk” programı çerçevesinde üst düzey yöneticiler, içlerinde instagram, facebook, twitter, Linked-in, viber, soundcloud, youtube, Shazam, google drive, whatsApp, blog, Pinterest, tweetdeck gibi 43 farklı sosyal medya uygulamasını aktif olarak kullanmaya başladılar. 

Şirketlerin özellikle son yıllarda üzerinde önemle durduğu mentorluk programları, genellikle yeni nesil çalışanların iş dünyasına adaptasyonu ve daha deneyimli çalışanların birikimlerini öğrenebilmeleri üzerine kurulu olarak gerçekleştiriliyor. 

Ancak, değişen çağa ayak uydurmak, teknolojiyi, sosyal medyayı ve dolayısıyla tüm bunların içinde bulunan “Y” kuşağını tam olarak anlamak isteyen Total Oil Türkiye’nin üst düzey yöneticileri, alışılagelmişin aksine 2014 yılı sonunda şirket tarafından başlatılan “tersine mentorluk” uygulamasıyla genç çalışanlardan sosyal medya başta olmak üzere genç kuşakların beklentileri ve güncel trendler gibi birçok konuda destek aldı. 

Program çerçevesinde, yaşları 33 ile 55 arasında değişen yüzde 56 ‘sı erkek, yüzde 44’ü kadın 16 yönetici ve yaşları 22 ila 30 arasında yer alan yüzde 38’i erkek, yüzde 62’si kadın 16 genç çalışandan oluşan grup 2014 yılı Kasım ayı ile 2015 Şubat ayı arasında toplamda 50 saat süreyle araya geldi. 

Üst yönetimin sadece sosyal medya konusunda değil aynı zamanda genç çalışanlara yaklaşım ve onlardan gelecek önerileri de dinleme, anlama konularında da fikirlerini dikkate aldığı programda, genç çalışanların verdiği her fikir şirkete sağlayacağı katkı bazında değerlendiriliyor. 

“TOTAL KRAVATLARI ATTI” 
Genç çalışanların yaptıkları çalışmalarının ilk somut adımı Total Türkiye‘nin kıyafet yönetmenliğinin değiştirilmesi yönünde atıldı. Üniversite yaşamları boyunca genelde rahat giyinen ve sonrasında iş hayatına atılan genç çalışanlar üst düzey yöneticilerle yaptıkları çalışmalar sırasında şirket içinde giyim konusunda daha motive çalışabilmeleri için daha rahat olunmasına yönelik görüşlerini de iletti ve uygulamaya geçirildi. 

Konuya ilişkin açıklama yapan Total Türkiye Genel Müdürü Antoine Tournand, “Program sonrasında yaptığımız değerlendirme ve aldığımız geri bildirimlerde projenin ne kadar yararlı olduğunu bir kere daha görme imkanımız oldu. “Tersine mentorluk” programının sadece proje olmaktan çıkması ve şirket içinde birebir uygulanması için ilk adımlar atıldı. 

Bu doğrultuda genç çalışanlarımızın kendilerini daha rahat bir ortamda hissetmeleri için işyerinde rahat giyinmelerine imkan sağladık. Çalışma sistemimize genç neslin gözünden bakmayı öğrenmekle kalmadık, onların beklentilerine de kulak vermeyi öğrendik.Bu sayede genç beyinlerin yaratıcılık konusundaki yeteneklerini iş süreçlerimize katma değer olarak yansıtma imkanı yakaladık.” şeklide konuştu. 

 Mentörler ise, “Program gerçekten ilham verici. Üst düzey yöneticiler özellikle sosyal medya kullanımını daha ayrıntılı olarak kullanma ve uygulama imkanı yakaladılar. Bu sayede “Y” kuşağı olarak bizlerin konulara nasıl baktığımızı ve değerlendirdiğimizi gördüler. Tersine mentorluk programı, bize sosyal medya ve iş hayatına katkısını anlamak için iyi bir fırsat oldu. 

Total’in bu vizyoner bakış açısı bizim fikirlerimizin de iş yapış biçimlerine katkıda bulunmasını sağladı, bizlere ve görüşlerimize değer verildiğini hissettirdi. Bu da motivasyonumuzu artırdı “ dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık, okullara sütün dağıtılmadığı salı ve perşembe günleri, 50 gramlık paketler halinde "sultani" denilen sarı çekirdeksiz üzümün dağıtılacağını bildirdi. 

Kocabıyık, MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin organizasyonuyla Sakıp Sabancı Basın Merkezi'nde eğitim muhabirlerinin katılımıyla düzenlediği basın toplantısında, genel müdürlüğün çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. 

KURU ÜZÜM DAĞITIMINA BAŞLANACAK 
Kocabıyık, gazetecilerin resmi ve özel anaokulu, uygulama sınıfı, ana sınıfı ve ilkokul öğrencilerine kuru üzüm dağıtımına ilişkin sorusu üzerine, konunun Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını belirterek, "Bakanlar Kurulu kararının ardından okullarda kuru üzüm dağıtımına hemen başlanacak" dedi. 

ÜÇ GÜN SÜT, İKİ GÜN ÜZÜM 
Süt dağıtımında olduğu gibi kuru üzüm dağıtımında da velilerden izin formu alacaklarını ifade eden Kocabıyık, "Çünkü şeker hastası çocuklar olabilir. Sütte nasıl laktoz intoleransı problemi yaşandıysa, üzüm de de şeker sorunuyla karşılaşabiliriz. Bu nedenle üzüm dağıtırken 'veli izin formu' isteyeceğiz. Okullarda üç gün süt, iki gün üzüm dağıtılacak" ifadesini kullandı. 

Pazartesi, çarşamba, cuma günlerinde süt dağıtılacağını, sütün verilmediği salı ve perşembe günlerinde ise kuru üzüm dağıtılacağını ifade eden Kocabıyık, "Öğrencilere, sütün verilmediği günler olan salı ve perşembe 50 gramlık paketler halinde en kaliteli üzümleri dağıtacağız. Okul üzümü, sultani üzüm denilen kuru, sarı ve çekirdeksiz olacak" dedi.haber7
Avrupa Komisyonu’nun ‘Avrupa’da Eğitimi Erken Terk Durumu Raporu’ Türkiye’nin yapılan tüm kampanyalara rağmen kız çocuklarının eğitiminde yeterli başarıyı sağlayamadığını ortaya koydu. 

Rapora göre Türkiye’de kız öğrencilerin yüzde 40’ı eğitimi erken terk ediyor. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) AvrupaKomisyonu’nun raporundan derlediği verilere göre, 2013’te Türkiye’de kız öğrencilerin yüzde 39,9’u lise ve dolayısıyla yükseköğrenim aşamalarına geçemeden eğitim sürecini terk etti ya da bırakmak zorunda kaldı. 

Eğitimin ileri aşamalarına devam edemeyen bu gençlerin büyük çoğunluğu iş bulmakta da zorlanıyor. Türkiye erkek öğrenciler açısından da umut vermiyor. Kız öğrencilere göre daha avantajlı olsalar da erkek öğrencilerde de mevcut durum korkutucu. Erkek öğrenciler de yüzde 35 olan terk oranıyla Türkiye açık ara Avrupa birincisi olarak öne çıkıyor. 

 AB’de 4 kat düşük Eğitimi erken terk etme oranında Türkiye’nin ardından ikinci olanİspanya’da bile kız çocukların eğitimi erken terk oranı, Türkiye’nin oranına kıyasla 20 puan daha düşük. AB-28 ortalaması ise yüzde 10.2 ile Türkiye’nin dörtte biri düzeyinde. Kız öğrencilerin eğitimi erken terk oranı yüzde 2.6 ile en düşük Slovenya’da kaydedildi. 

Türkiye’de kız öğrenciler erkek öğrencilere göre eğitim açısından dezavantajlı durumundayken Avrupa ülkelerinde ise tam tersi yaşanıyor. Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti hariç Avrupa ülkelerinin tümünde erkek öğrenciler okulu daha erken bırakıyor. 28 üyeli AB’de 18-24 yaş aralığındaki, ortaokul diploması ile yetinmek zorunda kalan genç erkeklerin ortalaması yüzde 13,6 olurken, kızlarda bu oran yüzde 10.2 düzeyinde bulunuyor. 

İki yılda 400 bin öğrenci bıraktı Geçtiğimiz günlerde Millî Eğitim Bakanlığı 2014 İdare Faaliyet Raporu’nu değerlendiren Tüm Öğretmenler Sendikası (TÖS), 2013’te 174 bin 625 öğrenci, 2014’te ise 234 bin 932 öğrenci ilköğretim kurumlarında eğitimini tamamlamadan okulu terk ettiğini açıkladı. 2014’te ilköğretim kurumlarında (ilkokul ve ortaokul) okul terkleri 2013’e göre yüzde 35 artış gösterdi. Böylelikle 2013 ve 2014’te toplam 400 binden fazla çocuk okulu bıraktı. 

Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecindeki eğitim ve öğretim faslında yer alan AB 2020 stratejisinde belirlenen başlıca eğitim hedefleri erken okul terk oranlarının yüzde 10 oranının altına düşürülmesi ve yükseköğretim derecesi elde etmiş 30-34 yaş arasındaki bireylerin oranının yüzde 40 seviyesine yükseltilmesi olarak öne çıkıyor. 

 ‘Türkiye’nin üstesinden gelecek stratejisi yok’ Avrupa Komisyonu’nun ‘Avrupa’da Eğitimi Erken Terk Durumu Raporu’nun Türkiye değerlendirmesinde, “Türkiye’nin erken terkin üstesinden gelecek etkili bir stratejisi bulunmamaktadır” tespiti yapıldı. 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile işbirliği yapılarak devreye sokulan ‘Şartlı Nakit Transferi’ uygulamasının da sadece muhtaç ailelerin çocuklarını desteklemeyi, onların ilk ve ortaöğretim programlarını özel finansal desteklerle takip etmeyi amaçladığına işaret edildi. 

Raporda mesleki eğitimi erken terk konusunda hiçbir önlem alınmadığı, eğitimi erken terkin üstesinden gelmek için diğer önlemlere başvurulmadığı, eğitim ve kariyer rehberliğinin ihmal edildiği kaydedildi.Gazetevatan
Milli Eğitim Bakanlığına 47 bin öğretmen kadrosu ihdas edilmesini içeren Torba Kanun Teklifi, bu hafta TBMM Genel Kurulu'nda görüşülecek. 
TBMM Genel Kurulu'nun bu haftaki gündeminde Gensoru önergeleri ile "Torba Kanun Teklifi" bulunuyor. HDP'nin, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker hakkında verdiği Gensoru Önergesi ile MHP'nin Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında verdiği Gensoru Önergesi görüşülecek. 

 MHP'li milletvekillerinin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu hakkında verilen Gensoru da ele alınacak. Gensoruların ardından, "Torba Kanun Teklifi", "temel kanun" olarak iki bölüm halinde görüşülecek. 

Teklifle Milli Eğitim Bakanlığı'na 47 bin öğretmen kadrosu ihdas ediliyor. Öğretmen unvanlı kadrolardan 35 binine, hizmet sınıfları kadrolarından 2 bin 320'sine bu yıl sonuna kadar atama yapılacak. Birinci çocuk için 300, ikinci çocuk için 400, üçüncü ve sonraki çocukları için 600 TL doğum yardımı yapılacak. haber7
ÖSYM’nin verilerine bakıldığında baraj puanını geçemeyen öğrenci sayısında ciddi bir artış göze çarpıyor. Sınava giren öğrencilerden 180 baraj puanını geçenlerin oranı 2014 YGS’de yüzde 75 iken bu oran 2015’te yüzde 70’e geriledi. 

Puanı hesaplanan 1 milyon 944 bin 933 öğrenciden 575 bin 786’sı barajı geçemedi. 1 milyon 369 bin 147 öğrenci 180 puanı geçse de matematik, fen bilimleri ve Türkçe ortalamalarında ciddi bir düşüş söz konusu. 

2011’de Türkçe sorularının sınav ortalaması 21,9 iken, bu rakam 2015 YGS’sinde 15,8’e geriledi. 40 soru bulunan matematik testinin ortalamasında da şok düşüş yaşandı. 2010 YGS’de 11,4 olan matematik sınav soru ortalaması 2015’te 5,2’ye geriledi. 2010’da 4,6 olan doğru ortalaması 2015 YGS’de 3,9’e düştü. 

Eğitimciler, YGS’nin ortaya koyduğu bu düşündürücü tabloyu, sınav sisteminin 10 yılda 5 kez değiştirilmesine ve milli eğitim sisteminin adeta yapboz tahtasına çevrilmesine bağlıyor. Uzmanlar, eğitimde kalitenin öğrencilere sadece tablet dağıtmakla sağlanamayacağı uyarısında bulunuyor. 

1997-1998 doğumlu öğrencilerin bulunduğu kuşak adeta sınav sistemi ve müfredat değişikliklerinin kurbanı oldu....Zaman
YGS sonuçlarının açıklanmasının arından gözler puan ve başarı sıralarına çevrildi. Bu sene YGS'ye giren adayların, geçen seneye kıyasla daha az netle daha önde yer aldıklarını belirten Burak Kılanç, LYS'nin beklenenden kolay olmaması durumunda taban puanlarda önemli düşüşlerin yaşanacağını söyledi. 

Üniversiteye giriş maratonunun ilk durağı olan ve 15 Mart'ta 2 milyon 46 bin 716 adayın katılımıyla gerçekleşen Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), sonuçları sınav tarihinden dört gün sonra açıklandı. Nişantaşı Üniversitesi İcra Kurulu Üyesi ve Üniversite Tercih Merkezi Direktörü Burak Kılanç, çıkan istatistiklerin, YGS sonrasında adaylardan alınan geri dönüşler çerçevesindeki beklentileri doğruladığını söyledi.

Türkçe, Matematik ve Sosyal testlerinde geçen seneye kıyasla net ortalamalarının düştüğünü ve standart sapmanın da daraldığını belirten Burak Kılanç, bu sene YGS'ye giren adayların, geçen seneye kıyasla daha az netle daha önde yer aldıklarını ve LYS'nin beklenenden kolay olmaması durumunda taban puanlarda önemli düşüşlerin yaşanacağını söyledi. 

“GEÇEN SENEKİ NETLER BU SENE DAHA GERİDE”
Bu yıl hazırlanan soruların, geçtiğimiz yıl ki sorulara kıyasla daha düşündürücü olduğunu belirten Burak Kılanç, bu sorularla karşılaşan adayların bocaladığını ve bu nedenle ortalamaların aşağıya doğru indiğini ifade etti. 

Tüm adaylar değerlendirildiğinde geçen seneye kıyasla her testte ortalamayı yapan bir öğrencinin, 4 net daha az yaptığını söyleyen Kılanç, “Adaylar geçen seneki netlerini bu sene yapsalardı, daha geride olacaklardı. 

Bu seneki aynı sayıdaki netlerle ise daha ilerde yer alıyorlar. Örneğin ortalamanın 10 olması durumunda 12 net yapan bir aday, ortalamadan iki birim ileridedir. Ancak ortalama 8 olduğunda, 12 net yapan aday ortalamadan dört birim ilerde yani daha önde yer alır. Bu nedenle bu sene puanlar hiç iyi bir gösterge değil. Esas olan başarı sırası. 

Geçen sene YGS-1 puan türünde 405 puan civarında alan biri, yaklaşık 28 bininci sırada yer alırken, bu sene 405 puan yapanlar, 17 bininci sırada oldular. YGS-5'te geçen sene 395 puanla 30 bininci sırada yer alanlar, bu sene 395 puanla 15 bininci sırada yer aldı. Yani bu sene, geçen seneye kıyasla daha az netle, daha önde yer almak mümkün. 

Ancak daha az net, daha az puan anlamına geldiği için şu anda sıralamaları kıyaslayabilecek durumda olmayan öğrenciler, kötü bir sonuç aldıklarını zannediyorlar ve yersiz yere üzülüyorlar. Şu anda adayların endişeye kapılmadan ÖSYM tarafından açıklanacak yığınsal ve kümülatif başarı sıraları bilgisinin yayınlanmasını beklemeliler. Esas olan başarı sırası olduğu için LYS'nin de YGS gibi olması durumunda yani LYS beklenenden kolay olmazsa, taban puanlarında önemli düşüşler sözkonusu olabilir” dedi. 

Adaylara, şu anda elde ettikleri puanın ne anlama geldiğiyle ilgili biraz sabırlı olmaları tavsiyesinde bulunan Burak Kılanç, “ÖSYM'nin açıklayacağı istatistiki verilerden sonra rehber öğretmenler, adayların puanlarının iyi olup olmadığını değerlendireceklerdir. Biz de Üniversite Tercih Merkezi'nde bunun ilgili bilimsel analizler yapacağız.

Hedef LYS sonrasında iyi puanlar elde etmektir. Bu nedenle öğrenciler hiçbir şekilde ümitsizliğe kapılmadan ve gerçeklerden uzaklaşamadan bu maratona devam etsinler. Konsantre şekilde ders çalışsınlar” diye konuştu. 

KIZ ÖĞRENCİLER DAHA BAŞARILI 
 Her sene olduğu gibi bu sene de kız öğrencilerin, erkek öğrencilere göre daha başarılı olduğunu belirten Burak Kılanç, “Geçen sene sınava giren adayların yüzde 90'ı, 140 puanını aşmışken bu sene de yaklaşık yüzde 90'ı, 140 puan barajını aştı. Ancak 180 barajını aşan adaylarda yüzde 4'lük bir düşüş oldu. 

Geçen sene adayların yüzde 73'ü, bu sene ise yüzde 69'u, 180 barajını aştı. Bu da LYS'ye başvuru yapacak ve fakülteleri tercih edebilecek aday sayısının düşmesi anlamına geliyor” ifadelerine yer verdi.gazetevatan
Nisan ayı, Birleşmiş Milletler tarafından bütün dünyada Otizm Farkındalık Ayı, 2 Nisan ise Otizm Farkındalık Günü olarak deklare edilmiş olması dolayısı ile bu ay boyunca tüm dünyada otizm konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılmaktadır. 


Türkiye’de bu çalışmalara Tohum Otizm Vakfı öncülük ederek herkesi bugünden itibaren Nisan ayı boyunca otizmin rengi olan maviyi kullanarak otizm konusunda mesaj vermeye davet ediyor. Otizm, doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen karmaşık bir gelişimsel bozukluktur. 

Çocuğun çevresi ile yeterli sosyal ilişkiler kuramaması, dil-iletişim alanında belirgin gelişimsel sorunlar göstermesi ve takıntılı davranış biçimlerine sahip olması ile kendini gösterir. Mavi giy, mavi ışık yak, mesajını ver Otizmin görülme sıklığı günümüzde çok büyük bir hızla artmaktadır. Günümüzde doğan her 68 çocuktan biri otizmli olarak dünyaya gelmektedir. 

Ülkemizde 0-18 yaş grubu arasında yaklaşık 352.000 otizmli çocuk bulunmasına ve otizmin görülme oranının hızlı artışına rağmen toplumumuzda otizm yeteri kadar bilinmemektedir. Her fırsatta erken tanı ile özel eğitimin önemi anlatan Tohum Otizm Vakfı şimdi mesajları otizmli çocukların ailelerinden, çocuklardan, eğitmenlerden, doktorlardan, sanatçılardan, iş insanlarından, politikacılardan, gazetecilerden ve konuya duyarlı herkesten bekliyor. 

Mesaj vermek isteyen kişiler ve kurumlar otizmin rengi olan mavi renkle evlerini, odalarını, binalarını ışıklandırarak, mavi giyerek, ellerini yüzlerini mavi boyayarak, mavi oje sürerek, mavi balonlarla fotograf çektirip #otizmemaviisikyak etiketi ile paylaşabilecekler.
Opel Türkiye, çocukların üretim becerilerini geliştirmeyi ve onlara bilimi sevdirmeyi amaçlayan “Bilim Kahramanları Buluşuyor/FLL” turnuvasına sponsor oldu. 

Genç mucitler için düzenlenen turnuvanın 11’cisi bu yıl ilk kez 21-22 Mart 2015 tarihlerinde MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşecek. 

Bilim Kahramanları Buluşuyor/FLL, dünyada FIRST LEGO ismiyle anılan ve dünya genelinde 80 ülkeden 265 bin çocuk ve gencin katılım gösterdiği bir etkinlik. Turnuvada ödül alan ve dereceye girmeye hak kazanan 6 takım uluslararası turnuvalarda çalışmaları ile ülkemizi temsil edecekler. 

Bugüne kadar 35 ilden 9 bin çocuk ve gencin katılmış olduğu Bilim Kahramanları Buluşuyor/FLL turnuvalarına katılan takımlar Avrupa Şampiyonluğu ve Kanada Açık Şampiyonluğu dâhil olmak üzere 18 uluslararası ödül kazandılar. 

11. Sezon Bilim Kahramanları Buluşuyor/FLL Turnuvası’na 9-16 yaş arası çocuklardan oluşan 22 ilden 80 takım katılacak. Bu sezonun ana teması “senin dünyan senin sınıfın” . Genç dâhilerin tasarladıkları ve programladıkları robotlarla, temayla ilgili özgün çözümlerini sunacaklar.
2015-ALES İlkbahar Dönemi Sınavı, 10 Mayıs 2015 tarihinde yapılacaktır. Sınava başvurular, 19-31 Mart 2015 tarihleri arasında yapılacaktır. 

Başvurular 19 Mart saat 16:30 itibariyle alınmaya başlanmıştır. 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanları Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye, 5538 sayılı Kanunla eklenen Ek Madde 8 uyarınca, yükseköğretim kurumlarında öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atanabilmek için, ÖSYM tarafından yapılacak Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavına (ALES) girmek zorunludur. 

Türkiye'de bir lisansüstü eğitimi programında öğrenim görmek isteyenler de ALES'e girmek zorundadırlar. Güzel Sanatlar Fakülteleri ile Konservatuvarlara alınacak yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik öğrencilerinden, ALES’e girmiş olma koşulu aranmaz. 

Ancak, Güzel Sanatlar Fakülteleri ile Konservatuvarlardaki doktora programlarına başvurularda Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü senatolarınca ALES puan şartı getirilebilir. Yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanı ihtiyacının karşılanması amacıyla veya kamu kurum ve kuruluşlar adına lisansüstü öğrenimi görmek üzere yurt dışına gönderilecek adayların seçiminde de bu sınavın sonuçları kullanılacaktır. 

Bu yolla yurt dışında lisansüstü öğrenim görmek isteyen adayların bu sınava girmeleri zorunludur. Mecburi hizmet yükümlülüğü olmaksızın, kendi imkânlarıyla yurt dışında lisansüstü öğrenim göreceklerin bu sınava girme zorunluluğu bulunmamaktadır. 

Sınava, bir lisans programından mezun olabilecek durumda bulunanlar, lisans programını bitirenler ile denklik belgesi almış olmak kaydıyla yurt dışında lisans eğitimi görmüş olanlar başvurabilirler. ALES'e yabancı uyruklular da girebilecektir. Sınava başvurmak isteyen adaylar, Kılavuz ile Aday 

Başvuru Formuna başvuru tarihleri içinde ÖSYM'nin http://www.osym.gov.tr İnternet adresinden ulaşabileceklerdir. Kılavuz dağıtımı yapılmayacaktır. Kılavuzda; başvuru, sınav, değerlendirme ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer almaktadır. Sınava başvuracak adayların bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir. MebPersonel
ÖSYM, YGS’de bir soruyu iptal etti. ÖSYM yetkilileri, hatalı sorunun adayların puanı hesaplanmadan önce iptal edildiğini belirttiler. 

15 Mart Pazar günü yapılan YGS’de, Türkçe testinde bir sorunun yanlış olduğu ortaya çıktı. Sınavdan sonra Hürriyet’te yayınlanan uzman değerlendirmesinde de bu sorunun yanlış olduğu, iki doğru şık bulunduğu, sorunun iptal edilmesi gerektiği yer almıştı. 

YENİDEN HESAPLANMAYACAK 
Bu sabah ÖSYM, bu sorunun iptal edildiğini açıkladı. Adaylar, hesaplamaların yeniden yapılıp yapılmayacağını merak ederken ÖSYM yetkilileri şu açıklamayı yaptı: 

“2015-YGS Türkçe testinde bir soru Yönetim Kurulu kararıyla iptal edildi. Sınav olduktan sonra yanlış olduğu iddia edilen sorular Bilim Kurulu tarafından incelendi. Bilim Kurulu’nun incelediği ve yanlış olduğunu belirlediği Türkçe sorusu Yönetim Kurulu’na iletildi. 

Bilim Kurulu’nun tavsiyesi ve Yönetim Kurulu’nun kararıyla da hatalı olduğu tespit edilen soru iptal edildi. Adayların puan hesaplaması ise sorunun iptalinin ardından gerçekleştirildi. Bu nedenle puanların yeniden hesaplanması söz konusu değil.”Hürriyet
15 Mart Pazar günü yapılan ve 1 milyon 987 bin 488 adayın katıldığı Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçlarına göre kızlar erkeklerden daha başarılı oldu. 

YGS istatistik bilgilerine göre tüm adayların yüzde 89.55’i 140 ve üzerinde puan alırken, 180 ve üzerinde puan alan adayların oranı yüzde 68.89 oldu. Katılımcıların yüzde 46.4’ü kız adaylardan oluştu. Sınavda 140 ve üzerinde puan alan kızların oranı yüzde 92.08 olurken, 180 ve üzerine puan alan kızların oranı yüzde 72.26 olarak gerçekleşti. 

YGS’ye katılan erkek aday oranı yüzde 53.96 olarak kayıtlara geçti. Bunlardan 140 ve üzerinde puan alanların oranı yüzde 87.4 olurken, 180 ve üzerinde puan alanların oranı ise yüzde 66.1’de kaldı. 

İşte başarı tablosu ÖSYS başvuran aday sayısı: 2.126.684 Sınavsız geçişe başvuran aday sayısı: 79.969 Sınava giren aday sayısı: 1.987.488 Sınava girmeyen aday sayısı: 59.227 Sınavı geçerli aday sayısı: 1.986.995 Sınavı geçersiz aday sayısı: 493 

Kız adayların yüzdesi: 46.4 140 ve üzerinde puan alan kız aday yüzdesi: 92.08 180 ve üzerinde puan alan kız aday yüzdesi: 72.26 Erkek adayların yüzdesi: 53,96 140 ve üzerinde puan alan erkek aday yüzdesi: 87.4 180 ve üzerinde puan alan erkek aday yüzdesi: 66.1 Tüm adaylar 140 ve üzerinde puan alan aday yüzdesi: 89.55 180 ve üzerinde puan alan aday yüzdesi: 68.89 Haber7
Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, "Özel eğitime ihtiyacı olan engelli öğrencilerimize oluşturduğumuz destek odaları gibi özel yetenekli öğrencilerimiz için de okullarda destek odası oluşturacağız. 

Destek odalarını 2 yıl içinde tamamlamayı planlıyoruz" dedi. Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından Sakıp Sabancı Basın Merkezinde düzenlenen “Basın Merkezi Toplantıları” na katılarak gazetecilere önemli bilgiler verdi. 

On yılda yüzde 400 artış Genel Müdür Celil Güngör, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı 1405 kurumda 12 bin 640 öğretmenle 57 bin 18 öğrenciye eğitim verildiğini kaydetti. Güngör, 2004 yılında özel eğitim okullarında eğitim gören toplam öğrenci sayısı 9 bin 993 iken, bu sayının 2014 yılında 42 bin165 kişiye ulaştığını söyledi. Güngör, 2002 yılında Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan bütçe içindeki payı yüzde 0,76 iken; bu oranın 2015 yılında yüzde 1,24’e ulaştığını belirtti.

İlk defa özel eğitim ve uygulamaları dersi İlk defa Bakanlık tüm hizmet içi eğitimlerine özel eğitim ve uygulamaları dersi eklendiğini belirten Genel Müdür Celil Güngör, “Özel eğitime gereksinim duyan engellilerin ve özel yetenekli bireylerin, kaynaştırma/bütünleştirme eğitimi doğrultusunda, uygun ortamlarda eğitimlerinin sağlanması amacıyla beşeri ve fiziki alt yapının güçlendirilmesi Bakanlığımızın öncelikli politikalarındandır.” dedi. Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitimi konusunda bilgi veren Genel Müdür Güngör şöyle devam etti: 

“Farkındalığın arttırılması ve özellikle genel eğitim ortamlarında görev yapan öğretmenlerin ve yöneticilerin özel eğitim ve uygulamaları konularında bilgilendirilmeleri amacıyla Bakanlığımız bünyesinde düzenlenecek tüm hizmet içi eğitim faaliyetlerinin eğitim programları içeriklerine ilk defa Genel Müdürlüğümüzce hazırlanan üç saatlik ‘Özel Eğitim ve Uygulamaları’ dersi eklenmiştir. 

Bu yolla merkezi düzeyde senede 25 bin öğretmen ve yöneticiye ulaşılması planlanmıştır. Ayrıca söz konusu ders iller düzeyinde planlanan yerel hizmet içi eğitim programlarına da konularak yıllık toplamda 75 bin öğretmen ve yöneticiye ‘Özel Eğitim ve Uygulamaları’ dersi ile ulaşılması hedeflenmektedir.” 

 Meslek liselerine “özel eğitim sınıfı” Özel eğitim kurumlarının açılması noktasında bireylerin yetersizlik türüne göre sayısı, yerleşim biriminin özellikleri, ulaşım imkânları gibi hususlar ile kamu yararı da dikkate alındığında bazı yerleşim birimlerinde özel eğitim kurumu açılmasında sorunlar yaşandığını kaydeden Genel Müdür Güngör, “Yaşanan sorunların giderilebilmesi ve özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitime erişimlerinin yaygınlaştırılması amacıyla ilk defa Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlı meslek liselerinde ‘özel eğitim sınıfı’ açılmasına karar verilmiştir.” dedi. 

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü, İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı arasında gerekli çalışmaların yürütüldüğü bilgisini veren Genel Müdür Güngör, “2014-2015 eğitim öğretim yılı II. dönemi itibari ile Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı, uygun fiziki ortam ve donanıma sahip kurumların bünyesinde, özel eğitim mesleki eğitim merkezleri ile özel eğitim iş uygulama merkezleri için hazırlanan özel eğitim programlarının uygulandığı iki tür özel eğitim sınıfı açılabilmesi için gerekli hazırlıklar yapılarak sistem hazır hale getirilmiştir. 

Bu yolla özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerimiz, özel eğitim öğretmenleri ile branş öğretmenleri eşliğinde mesleki yeterlilikler kazanacak, mesleki ve toplumsal yaşama katılım süreçleri hızlandırılacaktır.” şeklinde konuştu. Özel öğrencilere destek odaları hazırlanacak Genel Müdür Güngör, MÜSİAD ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi özel eğitim kurumlarında öğrenim gören özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilere staj imkânı sağlanmasına yönelik işbirliği protokolü imzalandığını söyledi. 

Ankara’da sınıf öğretmenleri için ‘Özel yetenekli öğrencilere yönelik destek eğitim odalarında verilecek zenginleştirilmiş eğitim uygulamaları’ eğitimi gerçekleştirileceğini kaydeden Genel Müdür Güngör, Türkiye genelinde destek eğitim odalarının ve özel eğitim mesleki eğitim merkezi atölyelerinin etkili olmasının artırılması ve içerik zenginleştirilmesi çalışmalarının devam ettiğini belirtti. Özel eğitim öğrencilerinin geri kaldığı derslerdeki telafi eğitimlerinin "destek odaların"da yapılacağını anlatan Güngör, bu odaların standartları üzerine çalışmalar yürüttüklerini söyledi. 

Güngör, "Bir takım kuruluşların destek eğitim odalarına sosyal sorumluluk projesi kapsamında sahip çıkacağını biliyoruz. Standartlarımızı hazırladığımız zaman özellikle özel eğitim öğrencisi bulunan bütün okullarda bu destek odalarının açılmasını ve bunların donatılmasını hedefliyoruz. Bunu da kısa bir sürede yapacağız" bilgisini verdi. 

Genel Müdür Güngör, özel yetenekli öğrencilerin bir kısmının çoğu il merkezlerinde kurulan Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) eğitimlere alındığını, bir kısmının ise normal okullara devam ettiğini anlattı. Normal okullardaki özel yetenekli öğrencilerin de destek odalarından faydalanmasını amaçladıklarını belirten Güngör, şöyle konuştu: "Özel eğitime ihtiyacı olan engelli öğrencilerimize oluşturduğumuz destek odaları gibi özel yetenekli öğrencilerimiz için de yine okullarda destek odası oluşturacağız. 

Destek odalarını 2 yıl içinde tamamlamayı planlıyoruz. Öğretmenler, özel yetenek odasında, öğrenci müziğe kabiliyetliyse müzik enstrümanlarıyla yeteneğini ayakta tutacak. Onun ilgi duyabileceği aletleri orada tutarak belirli bir süre diğer öğrencilerle birlikte okurken, farkedilen yeteneğinin kaybedilmemesine çalışacak. 

Özel yetenekli öğrencilerin BİLSEM'e kazandırılana kadar bu destek odalarında ilgilerini kaybettirmemeyi hedefliyoruz. İlkokullarda ve ortaokullarda bu destek odalarının açılmasını planlıyoruz." Haber7
Opel, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ve Uluslararası Rotary 2440. Bölge Rotaract kulüpleri işbirliği ile “Spor Kardeşliktir” adlı sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. 

 “Bir çocuk değişir, Türkiye değişir” sloganıyla İlköğretim çağındaki çocuklara “okul dışı eğitim desteği” vermeye odaklanan TEGV ve Türkiye’de gönüllük esaslı çalışan ve mesleki ve toplumsal sosyal sorumluluk projeleri ile adından söz ettiren U.R 2440. Bölge Rotaract Kulüpleri’ne bir destek de Opel’den geldi. 

“Spor Kardeşliktir” teması ile sporun sağlıklı olmaya, dostluk yoluyla birlik, beraberlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekmek isteyen Opel, sosyal sorumluluk projesi kapsamında 14 Mart Cumartesi günü oynanan Galatasaray – İstanbul Başakşehir Spor Kulübü maçında TEGV çocuklarını Türk Telekom Arena’da ağırladı.
Akaryakıt sektörünün öncü kuruluşu Total Oil Türkiye, sosyal sorumluluk bilinciyle TOÇEV işbirliğiyle hayata geçirdiği “Eğitime Destek Projesi” kapsamında, Fen ve Teknoloji Odası açılışlarına devam ediyor. 

Proje kapsamında Total, 2013 yılı Aralık ayı içerisinde Bolu, Sakarya ve Kocaeli’de 3, 2014 yılı Şubat ayında Düzce ve Bursa’da 2, 2015 yılı Mart ayı içerisinde ise Kastamonu, Bilecik, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’da 5 olmak üzere toplam 4.400 öğrencinin yararlanacağı 10 Fen ve Teknoloji Odası açmış oldu. Total, ayrıca bugüne kadar dördü TOÇEV ile birlikte olmak üzere dokuz köy okulu yeniledi. 

Sosyal Sorumluluk bilinciyle çalışmalarına devam eden Total Oil Türkiye eğitime destek vermeye devam ediyor. Total Oil Türkiye, bugüne kadar TOÇEV ile birlikte Antalya, Kahramanmaraş, Adana ve Sakarya’da toplam dokuz okulu yeniledi. 2013 yılında, TOÇEV ile birlikte Fen ve Teknoloji Odası açılışlarına başlayan Total Oil Türkiye, 2014 - 2015 yılı itibari ile toplam 10 okulda, toplamda 4.400 öğrencinin yararlanacağı Fen ve Teknoloji Odası açtı. Eğitime katkıları devam eden Total, toplamda 10 okulda Fen ve Teknoloji odası açarak 4.400 öğrenciye ulaşmış oldu. 

 TOÇEV’in Günebakan Projesi kapsamında ve Total Oil Türkiye işbirliği ile gerçekleştirilen Fen ve Teknoloji Odası açılışları; Bolu, Sakarya, Kocaeli, Düzce, Bursa, Kastamonu, Bilecik, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’da gerçekleştirdi. Teknolojik imkanlarla ve Total Gönüllü Takımı’nın da katkıları ile hazırlanan odalarda öğrenciler en yeni deneyleri yapma, fen ve teknoloji konusunda eğitimlerini pekiştirme imkanı bulacaklar. Gerekli teçhizatlardan odanın kullanım alanlarının yenilenmesine kadar bütünüyle yeniden hazırlanan odalar daha aydınlık bir Türkiye için önemli bir adım olarak göze çarpıyor. 

Total Oil Türkiye İK ve İdari İşler Direktörü Ayşe Ürgen gerçekleştirdikleri eğitime destek projesi hakkında; “Total olarak eğitim alanında birçok proje yürütüyoruz. Bir yandan ‘Sokakta İlk Adımlar’ projesi ile çocuklarımıza trafik eğitimi verirken diğer yandan ise ‘Total Eğitime Destek’ projesi ile birçok okulumuzun eksiklerini gideriyoruz. 2007’den bu yana projemiz kapsamında toplam 9 ilde okul yeniledik. 

2013 ve 2014 yıllarında açtığımız 5 Fen & Teknoloji sınıfından sonra, Total Eğitime Destek projemiz kapsamında 2015 yılında inovasyona verdiğimiz öneme paralel olarak, yine 5 ortaokulda Fen Teknoloji Odaları kurmuş olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. Emeği geçen herkesi gönülden kutluyor destekleri için teşekkür ediyorum. 

Total olarak önümüzdeki yıllarda da eğitime destek vermeye devam edeceğiz” dedi. Total Gönüllü Takımı Sürdürülebilir Gelişim konusunda sadece maddi destek sağlamakla kalmayan Total Oil Türkiye, aynı zamanda bu konuya tüm çalışanlarıyla manevi destek veriyor. 

2007 yılından bu yana faaliyet gösteren Total Gönüllü Takımı, Total Oil Türkiye için Sürdürülebilir Gelişim projeleri tasarlayan, yöneten ve uygulayan Total çalışanlarından oluşan bir grup. Öncelliğin projelere mümkün olduğunca çok çalışanı dahil etmek olduğu yapıda, her aşamada tüm çalışanların desteği alınıyor. 

Gerçekleştirilmesi planlanan projeler için ayrı ekipler kurulurken her ekip için bir sorumlu belirleniyor. Onaylanmış yıllık aksiyon planı doğrultusunda çalışan ekipler ayda bir toplanıyor.
2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 7.SINIF MATEMATİK UYGULAMALARI 2.DÖNEM 1.YAZILI SORULARI 

7.sınıf matematik uygulamaları 2.yazılı sorularından bazıları 
1) Aşağıdaki ifadeleri Doğru ise ( D ), Yanlış ise (Y) şeklinde yanlarındaki boşluğa belirtiniz. 
(………) n kenarlı bir çokgenin dış açıları toplamı 180 dir (………) Yamuk bir çokgendir 
(………) Çokgenler köşe sayılarına göre adlandırılır 
(………) Paralel kenarda ardışık açılar toplamı 180 dir 
(………) Düzgün çokgenlerin tüm kenarları ve açıları birbirine eşittir 

2) 4 kareliler takımı yan yana dizilmiştir karenin bir kenarı 2 cm ise şeklin alanı kaç cm dir ? 
a) 8    b) 12   c) 16    d) 20 

3) Aşağıdakilerden hangisi doğrudur? 
a) Teğet çemberi 2 noktada keser 
b) En büyük kiriş çaptır 
c) Çevre açı gördüğü yaya eşittir. 
d) Merkez açı gördüğü yayın 2 katına eşittir 

Ülkedeki bütün siyasetçiler, idareciler, yetkili makamlar gerçek sorunlarla ilgileneceklerine ne yazık ki her zaman olduğu gibi Haziran ayında gerçekleşecek seçimlere endekslenmiş durumdalar. 

Seçimlerden sonra ise yeni seçilen vekilleri bir daha seçim bölgelerinde isteseniz de göremezsiniz.  Dolayısı ile derdinizi de anlatamazsınız. Halbuki şu an ülke de eğitim sisteminin bozukluğundan kaynaklanan son derece ciddi sorunlar mevcut. 

1 Eylül 2015’ten itibaren kapanarak özel okula dönüşecek dershanelerin yarattıkları sorunlar bunlardan sadece bir tanesi. Ve bu sorun her nedense kimse tarafından dile getirilmiyor. Geçtiğimiz perşembe günü konu hakkında sizlere yerimin yettiği kadar (Temel liselerin eğitim sistemleri hakkında) bilgi vermeye çalışmıştım. 

Temel liselerin yöneticileri özellikle 11. sınıf öğrencilerine ciddi baskılar uygulamaktalarmış. Velilere yönelik erken kayıt için ‘Üniversiteyi kazanma garantisi veriyoruz. Son yıl üniversiteye hazırlık dersleri yapacağız’ şeklindeki kampanyaları ile velilerin akıllarını çelmeye çalışıyorlarmış. 

Her ne kadar bu kampanya Milli Eğitim Bakanlığı’na takılmış olsa da temel liselerin internet tanıtım sitelerine girdiğinizde halen koca koca puntolarla yazılmış bu vaatlerle karşılaşıyorsunuz. Temel liselerin statü olarak sözde diğer ortaöğretim okullarından bir farklılığı bulunmuyor. Fakat temel liseleri diğer okullardan ayıran en önemli özellik zorunlu dersler dışındaki dersleri uzaktan eğitim yoluyla verebilecek olmaları. 

Böylece bilhassa özel olan temel liseler, “Öğrenci seçmeli ders yükünden sınıf geçme, kötü not alma ve devamsızlık gibi kaygılardan uzak sadece üniversiteye hazırlanacak” şeklindeki söylemleriyle “Üniversiteyi kazandırma garantisi veriyoruz” izlenimi yaratıyor. 

Tabi bu da velilere cazip geliyor. Bu haksız rekabete, dershanelerin temel liseler adı altında başka bir kazanç kapısı haline gelmesine kim, ne zaman ‘dur’ diyecek merakla bekliyorum.(Haberturk/ayşe kalyoncu)

.............
Haftalık ders saati 40 olan devlet liselerinden özellikle 11. ve 12. sınıflarında eğitim gören ve yeni YGS ağırlığını tam olarak hisseden öğrencilerin temel liselere geçiş yapma hazırlığı içinde oldukları gözlemlenmiştir......

9. ve 10. sınıflarda devlet liselerindeki öğretmenler tarafından yetiştirilen öğrencilerin, 11. ve 12. sınıflarda Temel Liselere geçerek bu okullardan mezun olmaları sonucunda geçiş yapan öğrencilerin Temel Liseler sayesinde üniversite sınavlarını kazandıkları gibi bir anlayış oluşabilecektir. 

Böylelikle Temel Liselerde çalışan öğretmenlerin daha başarılı oldukları gibi bir algı oluşacağından bu durum devlet liselerinde çalışan öğretmenlerin motivasyonlarında ciddi düşüşlere neden olabilecektir. gazetekamu.com
Devlet Personel Başkanlığı, üniversite son sınıf öğrencilerinin mağdur olmaması için 2015/1 KPSS yerleştirme takviminde değişiklik yaptı.


Kamu Denetçiliği Kurumundan yapılan açıklamada, üniversite son sınıf öğrencilerinin, yerleştirme tercihlerinin 16-24 Nisan tarihleri arasında yapılacak olmasından dolayı mağdur olunacağı, bu nedenle tercih başvurularının daha sonraki bir tarihte yapılması talebi ile kuruma başvurduğu belirtildi. 

Kurumun gereğinin yapılması için Devlet Personel Başkanlığı ile görüştüğü ifade edilen açıklamada, "Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen gönderme kararı üzerine Devlet Personel Başkanlığı, 2015/1 KPSSyerleştirme takviminde değişiklik yaparak tercihlerin 22 Haziran-1Temmuz 2015 tarihleri arasına alınması yönünde karar aldı" bilgisi paylaşıldı.haber7
YGS sorularının yüzde 20’sinin ÖSYM internet sitesinde yayınlanmasının ardından rehberlik uzmanları soruları yorumladı. 


Rehberlik uzmanları Türkçe ve matematik testlerinin zor olduğunu söyledi. YGS’ye katılan Fen Bilimleri Dershanesi’nden Türkçe Öğretmeni Mutlu Kılavuz ise Türkçe sorularından birinin iki cevaplı olduğunu ve kesinlikle iptal edilmesi gerektiğini iddia etti. 

Kılavuz’un iddiasına göre, yazım kuralları konusundan ayrı yazılması gereken ‘ki’ bağlacı bitişik ve yine aynı soruda bitişik yazılması gereken ‘başkişi’ kelimesi de ayrı yazılmış. Soruda hangi kelimenin yanlış yazıldığı soruluyor. 

Buna göre iki doğru cevabı olan bir soru olduğu için kesinlikle iptal edilmesi gereken bir soru. Diğer sorularla ilgili Fem Yayınları, Fen Bilimleri Dershanes ve Uğur Hazırlık Liseleri uzmanlarının YGS yorumları şöyle: 

Türkçe: Soruları özensiz hazırlanmış ve gereksiz zorlukta. Dil bilgisi ile ilgili soru sayısında azalma, buna karşılık okuduğunu anlama ve yorumlama becerisini ölçen soruların sayısında artma var. Paragraf sorularının içeriği anlaşılmıyor. Önceki yıllarda olduğu gibi anlam bilgisi soruları ağırlıkta. 

Önceki yıllarda aynı metne bağlı iki ayrı soru sorma anlayışı 2015 YGS’de artarak (3 Soru) devam etti. Soruların uzunluğu ve yorumlama becerisi işleyişi Türkçe’yi belirleyici ders konumuna getirdi. 

Matematik: Matematik soruları zaman alıcı ve uzun işlemliydi. Ayrıca soru kalıpları çok uzun, bir soru bir sayfayı kaplayabiliyor. Konu dağılımında sorun yok ancak öğrencilerin zorlandığı bir test olduğu rahatlıkla söylenebilir. 

Müfredat dışı soru çıkmadı. Doğru okumayı ve matematiksel yorum yapmayı gerektiren işleme dayalı sorulardan oluştu. Sözelciler bu sınavda hayli zorlandılar, eşit ağırlıklı öğrenciler için zaman alıcıydı. 

Sayısalcılar için de matematik testinde zekâya dayalı yorum sorularında zorlandılar. Matematik sorularında ALES’e yaklaşma söz konusu. Öğrenci gözüyle bakıldığında Matematik testi, LYS tarzı bir sınav gibi algılanabilir. 

Geometri: Bilgiyi yorumlatan sorulardan oluşmakla birlikte önceki yıllara göre daha zor olduğu gözlendi. Ayrıca bu yıl sorularda şekiller renklendirilmiş. Öğrenciler hayli zorlandılar. 4 seçici 4 tüm öğrenciler için yapılabilir soru vardı. 

Fizik: Soru dağılımı ÖSYM’ nin açıkladığı 3 soruya ve sınava giren öğrencilerden aldığımız bilgilere göre geçen yıllara paralellik gösteriyor. Beklenmedik bir soru yok. Soruların zorluk derecesi ise kolay diyebileceğimiz nitelikte ve temel bilgileri denetleyen sorular. Sadece 4 tane seçici soru vardı. 

Kimya: Bir sorudaki bilgiyle diğer sorudaki bilgi birbirine yakındı. Dolayısıyla bilgiye sahip aday soruları kolaylıkla cevaplayabilecekken bilgiye sahip olmayan aday aynı bilgiden dolayı birkaç soruda zorluk yaşayabilirdi. Yeterince çalışmış bir aday için sınav rahatlıkla yapılabilecek düzeydeydi. 

Biyoloji: Önceki yıllara oranla biraz daha fazla bilgiye dayalı sorulardan oluşmuş biraz daha zorlayıcı bir sınavdı. Geçmiş yıllardaki soru kalıpları ile benzer ve müfredat ile uyumlu sorular çıktı. 

Tarih: Soruların zorluk derecesi ve konu dağılımları normal. Yorum ağırlıklı sorular çoğunlukta. Ancak bilgi gerektiren sorular da var. Öğrencilerin kavram bilgisini ve analiz gücünü birleştirerek öğrendiklerini yorumlamaları hedeflendi. 

Coğrafya: Sorular müfredata uygun. 9. ve 10. sınıf müfredat ağırlıklı. Sorularda tartışmalı bir durum yok. Bilgiye dayalı olarak hazırlanmış. Konu dağılımı dengeli olmuş. Sürpriz soru yok. 

Felsefe: Açıklanan soru sayısı yorum yapmak için yeterli değil. Açıklanmayan soruların müfredata uygun olup olmadığını bilmek imkansız. Öğrencilerin yorumlarına göre felsefe soruları zordu. 

Felsefe sorularında entelektüel bir dil kullanılmış. Genel olarak orta derece zorluğa sahip sınav. Açıklanan 35. soru, bilim felsefesinden sorulmuş. Orta zorlukta bir soru. Ancak soru kökü ile yanıtlar arasında ifade bakımından bir uyumsuzluk var. 

Öte yandan ‘’Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’’ sorularına alternatif olarak verilen 43.soru kolay bir soru olmakla birlikte, soru kökü (soru cümlesi) ile seçenekler arasında aynı uyumsuzluk var.hürriyet