Türkiye’ye sığınan yaklaşık 1 milyon 700 bin Suriyelinin okul çağına gelmiş çocuklarının sayısı 350 bini aşıyor. Bunlar arasında eğitim görebilenlerin sayısı ise 140 bini biraz aşıyor. 

Kamplarda oluşturulan eğitim merkezlerinde Suriyeli mülteci öğretmenler görev yapıyor ve çocuklara kendi müfredatlarına uyularak eğitim-öğretim hizmeti veriliyor. Yaklaşık 200 bin mülteci çocuk ise henüz eğitim-öğretim hizmetinden yararlandırılamıyor. 

LİSE SONA KADAR EĞİTİM 
Geçici koruma altında bulunan Suriye vatandaşlarının yaklaşık 250 bini Başbakanlık AFAD tarafından oluşturulmuş kamplarda yaşamlarını sürdürüyor. Kamplarda oluşturulan eğitim merkezlerinde okul öncesinden 12’nci sınıfa kadar örgün eğitim faaliyeti yürütülüyor. 

Eğitim-öğretim faaliyetine yaklaşık olarak okul öncesinde 7 bin 500, ilkokulda 35 bin, ortaokul seviyesinde 20 bin, lise seviyesinde 10 bin olmak üzere toplamda 72 bin 500 civarında Suriyeli öğrenci devam ediyor. Bu öğrenciler, 90’ın üzerindeki geçici eğitim merkezlerinde okuyor. 

HER OKULA KAYIT MÜMKÜN 
Milli Eğitim Bakanlığı eylül ayında genelge yayınlayarak Suriyeli sığınmacıların bakanlığa bağlı eğitim kurumlarına kayıtlarının önündeki engelleri kaldırdı. Bununla birlikte de Suriyeli öğrencilerin okullara alım işlemleri başladı. 

MÜLTECİ ÖĞRETMENLER 
 3 bin 500 öğretmene UNICEF Türkiye aracılığıyla eğitim verildi. 1800 ÜNİVERSİTELİ Türkiye'de’de geçen yıl yaklaşık 1800 Suriyeli üniversitelere devam edebildi. Bu yıl itibarıyla 4 bin Suriyeli’nin üniversite eğitimi alabileceği düşünülüyor. Hürriyet
MEB'in özel okula dönüşmelerine karar verdiği dershaneler bir bir tarih olmaya başladı. 

2015 Eylül'üne kadar faaliyetlerini sürdürebilecek olan dershanelerin birçoğu devlet teşvikleri ve öğrencisizlikten dolayı kepenk kapattı. 

Dershane listesini güncelleyen MEB'in verilerine göre 3 bin 650 civarında olan dershane sayısı 3 bin 320'ye geriledi. Bakanlık yetkilileri, Haziran ayında yapılacak üniversiteye giriş sınavının ardından, dershanelerin eğitim hayatında yer almayacağını kaydettiler.türkiye
Garanti bankası Üniversite öğrencilerine özel tasarladığı Talent Camp ile, kariyer planı yapan öğrencilerin mesleki ve kişisel gelişimine katkıda bulunarak, potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı oluyor

Önde gelen eğitmen ve danışmanların görev aldığı Talent Camp'e seçilen öğrenciler, uygulamalı ve yaratıcı eğitimlere katılıyor, diğer üniversitelerden öğrencilerle bir araya gelerek takım halinde proje geliştiriyor, üst düzey yöneticilerimizle tanışarak onların deneyimlerinden faydalanabiliyor ve Garanti Bankası’nı daha yakından tanıma imkanını yakalıyor. 

Üniversite öğrencilerinin gelişimlerine sağladığı katkının yanı sıra, biz de Garanti Bankası olarak öğrencilerin potansiyellerini ve yeteneklerini en doğru yerde değerlendirme fırsatına sahip oluyor. 

Bu şekilde daha yakından tanıdığımız öğrencileri, Genel Müdürlük birimlerimizde görevlendirilmek üzere Management Trainee (MT) alım sürecinde değerlendiriyor. 

Her yıl açılan "Management Trainee" programında değerlendirilmek isteyen öğrencilerin, Talent Camp, Genç Garanti’li veya Garanti’li Deneyim staj programlarından birine katılmış olması gerekir. 

Gelişimine yatırım yapmak, potansiyelini keşfetmek, kariyerine ilk adımını daha bilinçli atmak ve garanti bankası Management Trainee programında değerlendirilmek istiyorsan, seni de 2014 Aralık, 2015 Mart ve 2015 Nisan aylarında gerçekleştireceği Talent Camp’e başvurmaya davet ediyor. 

Talent Camp ile ilgili ayrıntılı bilgi almak ve dolu dolu geçen Talent Camp anlarını görmek için Garantili Kariyer Facebook sayfasını ziyaret etmen yeterli.
Yeni yapılan değişiklikle olumsuz davranışları gözlenen öğrencilerle sözleşme imzalanacak. Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle öğrencilere verilen “uyarma” cezası süreci yeniden tanımlandı. 

Yeni yönetmeliğe göre, ortaokul ve imam-hatip ortaokulu öğrencilerine, olumsuz davranışlarının özelliğine göre öğrencilerin gelişim dönemleri de dikkate alınarak bilinçlendirme ile düzeltilebilecek davranışlar için “uyarma” süreci uygulanacak. “Uyarma” süreci, “sözlü uyarma”, “öğrenci ile sözleşme imzalama” ve “veli ile görüşme” süreçlerinden oluşacak. 

Olumsuz davranışları olan öğrenci ile önce sözleşme imzalanacak. Sözleşmeye uymaması halinde velisi çağrılacak. Velisinin gelmemesi halinde bir dosya hazırlanacak ve öğrencinin okuldan gönderilmesine kadar giden süreç başlayacak.
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği taslağını paydaşların görüş ve önerilerine açtı. 

Rotasyon şartıyla dikkat çeken taslak yönetmelikte birçok yeniliğe de imza atıldı. Devlet okullarında çalışan 776 bin 117 öğretmeni ve milyonlarca öğrenci ile veliyi ilgilendiren taslağı Hürriyet mercek altına aldı. Sendikacılara göre 400 bini aşkın öğretmen rotasyona uğrayacak. Taslakta özetle şunlar yer alıyor: 

 TERCİH SAYISI YÜKSELTİLDİ  
Öğretmenliğe ilk defa atanacaklarda başvuru tarihi itibariyla 40 yaşından gün almamış olma şartı, atama yapılacak yılın ilk günü itibariyle 40 yaşını doldurmamış olmak şeklinde düzenlendi. 
- İlk atamalarda daha önce 40 olan tercih sayısı 80’e yükseltildi. 
- Fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri öğretmenleri sınavsız; spor liselerinin beden eğitimi öğretmenleri ve güzel sanatlar liselerinin müzik ve görsel sanatlar/resim öğretmenleri ise uygulama sınavı sonucu atanacak. 

EŞLERE ÜÇ YIL SGK ŞARTI 
 - Lisansüstü eğitim yapanların hizmet puanlarına bir defaya mahsus olmak üzere; doktora öğrenimini tamamlayanlar için 90, tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlar için 44, tezsiz yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlar için 36 puan eklenecek. 
- Eş ve çocukları ile anne, baba ve kardeşleri şehit veya malul gazi olan öğretmenler zorunlu hizmetten muaf tutulacak. 
- Eski yönetmelikte 1 yıl olan, çerçeve yönetmelik ile 3 yıla çıkarılan eş durumu özrü hükümleri yönetmelik taslağında da korundu ve eşi sigortalı olan öğretmenlerin eşlerinin bulunduğu yerde kesintisiz üç yıl sigortalı olmaları öngörüldü. 
- Eşi milletvekili, belediye başkanı, muhtar veya noter olan öğretmenler de eşinin bulunduğu yere, yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. 
- Eşleri ölen, emekli olan ya da eşleri şehit veya malul gazi olan öğretmenler, bu durumların oluştuğu tarihten itibaren bir yıl içinde yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. Bu süre mevcut yönetmelikte altı aydı. 

 ENGELLİLİĞE BAĞLI YER DEĞİŞİKLİĞİ 
- Sağlık kurulu raporunda en az yüzde 40 oranında engelli olduğu belirtilen öğretmenler ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan bağı bulunan öğretmenlere bir defa olmak üzere engellilik durumuna bağlı yer değişikliği hakkı getirildi. 
- Terör eylemlerinin etkisi ve sebebiyle şehit veya malul olan er, erbaş ve kamu görevlilerinin öğretmen olan eş, çocuk, anne, baba ve kardeşlerinin yer değiştirme suretiyle atanma talepleri için gereken 6 aylık süre kaldırıldı. 
- Yatılı bölge okullarında öğretmen norm kadro sayısının öğrenci durumuna göre en az yarısının kadın ya da erkek öğretmen olması öngörüldü.  Öğretmenlerin, yürürlükten kaldırılan yönetmelikler kapsamında hizmet puanları ile zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen eğitim kurumlarında geçen hizmet süreleri geçerli sayılacak. 
- Sağlık özrüne bağlı yer değiştirmelerde sağlık durumu raporunda “başkasının güç ve yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremez” ibaresi aranması şartı kaldırdı. 

Tercih yapmayan öğretmen resen atanacak 
SENDİKALAR ve öğretmenler tarafından eleştirilen ve eğitim camiasında büyük tedirginliğe yol açan rotasyon uygulamasının kriterleri, taslağın “Öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi” başlığı altında 35. maddede düzenlendi. 

Taslağa göre öğretmenler, aynı eğitim kurumunda en fazla toplam 8 yıl görev yapabilecek. 8 yılını dolduran öğretmenler ders yılının sonunda en fazla 2 ay içinde il içinde tercihte bulunacak. Tercihte bulunmayan veya tercihlerine atanamayan öğretmenler de re’sen atanacak. 

Aynı eğitim kurumunda toplam 8 yıllık görev süresini ders yılının dışında tamamlayan öğretmenlerin atamaları, 8 yıllık görev süresini doldurdukları tarihi takip eden ders yılının sona erdiği tarih itibarıyla yapılacak. 

Kadrolarının bulunduğu il içindeki eğitim kurumlarında alanlarında norm kadro açığı bulunmayan öğretmenlerin yer değiştirme işlemleri, aynı kapsamdaki bir sonraki atama dönemine kadar ertelenecek. 

Birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan eğitim kurumlarında görev yapanlar hariç olmak üzere, alanı sınıf öğretmeni olan öğretmenlerden ara sınıflarda görev yaparken aynı eğitim kurumunda 8 yıllık görev süresini dolduranların başka okula atamaları, aynı öğrencilerle devam etmeleri şartıyla 4’üncü sınıfı okuttukları ders yılının sona erdiği tarih itibarıyla yapılacak. Atamalarda, öğretmenlere en fazla 25 eğitim kurumu tercih etme hakkı verilecek. 

Duyuruda; alanlar itibarıyla boş öğretmen kadroları, bu madde kapsamında ataması yapılacaklardan boşalacak muhtemel öğretmen kadroları, başvurunun yapılma şekli, başvuru yeri ve süresi ile diğer hususlara yer verilecek. 

12 yıl önerisi TASLAK yönetmelikte yer alan rotasyon ile eş durumu özrü hükmünü eleştiren Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, “Rotasyon kesinlikle aynı ilçe içerisinde olmalı, il içinde ve iller arası olmamalı. 

Rotasyon cezaya dönüşmeden aynı ilçe içinde sosyal çevresini değiştirmesini zorunlu kılmayacak, bir rotasyonun kabul edilebilir olduğunu düşünüyorum. Zorunlu eğitim-öğretimin 12 yıl olduğu sistemde rotasyonda da süre 12 yıl olmalı. Çalışan eş yönünden sigortalılık süresi 1 yılı dolduranların özür grubu atamasına başvurabilmeli” dedi. 

 Engelli öğrencinin felaketi Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli, özel eğitim veren kurumların yönetmelik dışında tutulmasını istedi. Engelli öğrencilerin öğretmeninden ayrılmasının felaket olacağını savunan İçli, şunları söyledi:

 “Engelli öğrenciler öğretmenleriyle çok ciddi duygusal bağlar kurar. Bu nedenle özel çocukların, öğretmenlerinden ayrılmaması gerekir. Engelli çocukların öğretmenlerinden ayrılması, onların ve ailelerinin yaşadığı zorlu eğitim sürecini sekteye uğratır. 

Öğretmeninden ayrılan öğrencinin bir başka kişiye alışması birkaç yılını alır. Konunun bir diğer önemli noktası ise, Türkiye’de yeterli sayıda özel eğitim uzmanı yetişmiyor; mezun olanlar da malesef normal okullara atanıyor. Öğretmen sayısı yetersiz olan bu alan, yönetmelik dışında tutulmalı. Özel eğitim öğrencileri ve okullarının ayrı bir yönetmeliğe ve hukuki statüye ihtiyacı var.”hürriyet
Photomath isimli ücretsiz ve bir o kadar da dahi uygulama, matematik sorularını kendi kendine çözebiliyor. 

Bunun için yalnızca cep telefonunun kamerasını kullanan Photomath, problem dizilişini tanımladıktan sonra problemleri adım adım çözüyor. 

Uygulama şimdilik temel düzeydeki denklem, aritmetik, kesir ve kökleri okuyabiliyor. Dolayısıyla şu an için uygulamadan trigonometri çözmesini beklemek haksızlık olur. 

Ancak iyice geliştirildiği vakit yapabileceklerini düşünmek gerçekten heyecan verici. Ücretsiz Photomath uygulaması, şimdilik iOS ve Windows Phone platformları için indirmeye sunulmuş durumda. Android’e ise 2015 yılında gelmesi bekleniyor. LOG
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen atama ve yer değiştirme taslağı çalışmalarını tamamladı. Taslağın 35. maddesinde öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi belirlendi. 

Taslağa göre öğretmenler, aynı eğitim kurumunda en fazla sekiz yıl görev yapabilecek. Aynı eğitim kurumunda toplam 8 yıl görev yapan öğretmenlerin atamaları duyurunun ardından yapılacak. 

Atama, sürenin dolduğu tarihin içinde bulunduğu ders yılının sonundan itibaren en fazla 2 ay içinde aynı ilde alanlarında öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına tercihleri doğrultusunda hizmet puanı üstünlüğüne göre yapılacak. 

Tercihlerine atanamayanlar ile tercih yapmayanların atamaları aynı eğitim kurumundaki görev süresi en fazla olandan başlamak üzere alanlarında öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına re'sen yapılacak. Yapılacak atamalarda, öğretmenlere en fazla 25 eğitim kurumu tercih etme hakkı verilecek. 

Duyuruda; alanlar itibarıyla boş öğretmen kadroları, bu madde kapsamında ataması yapılacaklardan boşalacak muhtemel öğretmen kadroları, başvurunun yapılma şekli, başvuru yeri ve süresi ile diğer hususlara yer verilecek. Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği taslağında yer alan zorunlu rotasyona izin vermeyeceklerini söyledi. 

Söz konusu taslağı değerlendiren Veli Demir, eğitim çalışanlarının yılların birikimiyle elde ettiği özlük haklarını gasp eden Milli Eğitim Bakanlığı'nın tüm öğretmen camiasına saldırı teşkil edecek bir girişime daha imza atmaya hazırlandığını dile getirdi.haber7
“İlk iki yıl çok hevesliydim, birçok şey yapmaya çalıştım. Ancak okulumuzun maddi kaynağı hiç yok. Etkinlik yapacağız, öğrenciyi geziye götüreceğiz; para yok. Zamanla vazgeçiyorsunuz. 

Sınıfta bilgisayar, internet yok. Aslında öğrencilere videolar izletip, daha zevkli ve görsel şekilde anlatmak istiyorum dersi ama olmuyor. Beden dersi için bir topumuz, çemberimiz yok. 

Köreldiğimi hissediyorum.” Bu sözler, mesleğinin henüz dördüncü yılında olan bir sınıf öğretmenine ait. Türkiye'de mesleki yılgınlık yaşayan, verdiği eğitimin kalitesini sorgulayan yüz binlerce öğretmenden sadece biri. 

Peki mesleğe hevesle başlayan öğretmenlere yıllar içinde ne oluyor da motivasyonları düşüyor ve verdikleri eğitimin niteliği tartışılıyor? Al Jazeera, Türkiye'nin dört bir yanındaki öğretmenlerle nitelikli eğitim sorununu konuştu, eğitimde kalitenin yükseltilememesinin nedenlerini araştırdı. 

Öğretmenler ve okul müdürleri, isimlerinin yazılmaması şartıyla sorunları anlattı. Halen 850 bin öğretmenin görev yaptığı Türkiye’nin, uluslararası ölçekteki eğitim değerlerlendirme tablosundaki durumu parlak değil . 

Örneğin, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 2012’de yaptığı PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçlarına göre; Türkiye, okuma becerilerinde 65 ülke arasında 41, matematikte 44, fende ise 43’üncü sırada. 

Uzmanlara göre bu tablonun temel sebeplerinden biri öğretmenlerin niteliği. Milli Eğitim Bakanlığı da aralık ayında yapacağı eğtim şurasında 'öğretmen niteliğini artırmanın yolları'nı tartışacak. 

Türkiye’de öğretmenlerin mesleki gelişimini ortaya koyacak bir veri yok. Eldeki kısıtlı bilgiler, uluslararası araştırmalara dayanıyor. PISA 2012 sonuçlarına göre Türkiye'de öğretmenlerin morali 63 ülke arasında son sıralarda çıkmıştı. Türkiye, öğretmenlerin yönetime katılımı konusundaki sıralamada da sonlarda. Al jazeera
ÖSYM'nin, Adalet Bakanlığı ile yapılan protokol kapsamında gerçekleştireceği "İdari Yargı Avukat" ve "Adli Yargı Avukat" sınavlarının tarihleri yeniden belirlendi. 

ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan açıklamada, Adalet Bakanlığı ile yapılan protokolle duyurusu yapılan ve başvuruları alınan sınavların, sınav tarihleri ve başvuruların alınması sürecinin Adalet Bakanlığının talebi doğrultusunda yeniden düzenlendiği belirtildi. 

Buna göre, daha önce 26 Ekim 2014'te yapılacağı duyurulan 2014 Adalet Bakanlığı Avukatlar İçin İdari Yargı Hakim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı (2014-İdari Yargı Avukat) 27 Aralık 2014'te, 30 Kasım 2014'de yapılacağı duyurulan 2014 Adalet Bakanlığı Avukatlar İçin Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı (2014-Adli Yargı Avukat) 28 Aralık 2014'te yapılacak. 

Adayların daha önce yaptıkları başvurular geçerli olacak. Ayrıca 7 Aralık 2014 tarihinde yapılacak 2014 Adalet Bakanlığı İdari Yargı Hakim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı (2014-İdari Yargı) başvuruları 5 Kasım 2014'te sona erecek.haber7
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarının pansiyon ücretleri, yeni yılda yaklaşık yüzde 15 zamlanacak. 

2015 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı verilerinden yapılan derlemeye göre, pansiyon ücretleri, anadolu ve fen liseleri, ilköğretim ve ortaöğretim okulları, yetişkinler teknik eğitim merkezleri, çıraklık eğitim merkezleri ve pratik sanat okullarında yüzde 14,6 artışla 2 bin 350 liraya yükselecek. 

Mesleki ve teknik ortaöğretim okulları ile mesleki ve teknik anadolu liselerinde ise yüzde 14.5 artacak olan pansiyon ücretleri, 2 bin 635 lira olarak uygulanacak.Haberturk
MEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 20 Ekim'den itibaren ortaokul ve lise öğrencilerine halk eğitim ve okullarda hafta sonu ücretsiz destekleme ve yetiştirme kursları adı altında öğrencilere takviye verileceğini anımsattı. 

"Yönergeyi illere gönderdik. Yönerge ve eklerindeki ihtiyaçlar, asla ve asla dershane yerine geçecek herhangi bir algı oluşturmasın" diyen Büyük, bu düzenlemeyle okulları, sınıfı ve öğretmeni öncelikli hale getirmek istediklerini belirtti. 

ÖĞRENCİLERİN KAÇIRDIĞI KONULAR İŞLENMELİ Kursların "okulların yerine ikame edilecek hafta sonu kursları" şeklinde de algılanmasını istemediklerini ifade eden Büyük, sınıfta anlaşılamayan, öğrencinin raporlu veya izinli olduğu günlerde kaçırdığı dersleri, öğretmenler nezaretinde takviye etmek ve bu konudaki eksiklikleri gidermek için bu kursları düzenlediklerini kaydetti. 

EKSİK GİDERMEK İÇİN YAPILMALI, SINAVLARA HAZIRLIK OLMAMALI
Bakanlığın aynı zamanda büyük şehirlerde, öğretmen sirkülasyonun fazla olduğu ya da öğretmen sıkıntısı yaşanan illerde veya sınıf mevcutlarının kalabalık olan okullarda öğrencinin yeterince anlamamasından kaynaklanan eksikliği gidermek için bu kursları açtığını anlatan Büyük, "Yönerge ve eklerinde aslolan şu; takviye ve yetiştirme kurslarında, sınavlara hazırlık adı altında test çözme gibi bir şey olmayacak. 

Müfredata uygun, kazanımlara uygun anlaşılamayan konulara yoğunluk üzerine bu kurslar bina edilecek. 

BİR ÜST ÖĞRETİM KURUMLARINA HAZIRLANMAK İÇİN KURS VERİLMEMELİ
Yoksa bir üst öğretim kurumuna hazırlanma anlamında herhangi bir şey olmayacak. Ana kaynağımız da ders kitapları olacak" diye konuştu. 

EKSİK KONULAR İŞLENMELİ
Kurslarda öğrenci "Hangi konuyu anlamadınız" diye öğretmenlerin soracağını ve eksiklik olduğu tespit edilen konuların üzerine yoğunlaşılacağını aktaran Büyük, öğretmen ve yöneticilerin devam eden öğrencilerin durumlarına bakarak sınıfları da belirleyebileceğini söyledi. 

ASLA DERSHANELERE ALTERNATİF DEĞİLDİR
Bu kursların dershanelerden farklı olduğunun altını çizen Büyük, şunları kaydetti; "Bunlar asla dershanelere alternatif olarak görülmemeli. 

Dershaneler, bir üst kuruma hazırlık için sürekli test çözdürülen, test tekniklerinin verildiği yerler olarak bilinir. Burada öğretmen arkadaşlarımız, ders konularının sonundaki kazanımlara bakarak öğrencilerin daha iyi bilgi ve becerilerini artırma adına gayretlerini gösterecek. 

Zaten, 5,6, 7. sınıflarda zaten sınav yok. 8. sınıfta da yine okulların yapmış olduğu sınavlardan bir tanesinin soruları Bakanlık merkez teşkilatı tarafından gönderiliyor. 

Yani temel eğitimden ortaöğretime geçişte hem de bu hazırladığımız yönergede ana hedefokulu, öğretmeni öncelikli hale getirmek, öğrencinin sınıfta olmasını sağlayabilmek." 

FIRSAT EŞİTLİĞİ İÇİN KURSLAR ÜCRETSİZ VERİLİYOR Daha önceden de okullarda ve halk eğitimlerde, bu tür takviye kursları düzenlendiğini anlatan Büyük, "Bunlar paralı olduğu için imkanı olan öğrenciler müracaat edebiliyordu. 

Şimdi biz bu fırsat eşitliğini veriyoruz ve bütün öğrencilerimize bunu ücretsiz hale getiriyoruz. Yani hiç bir öğrenci takviye ve yetiştirme kurslarına, para vererek devam etmeyecek" diye konuştu. "

HER OKULDA KURS AÇILAMAYACAK" 
Büyük, kursların tüm okullarda açılamayabileceğini, başvuru sayısı az olan ilçelerde ve bölgelerde kurs yönetiminin merkezi, ulaşımı kolay, fiziki şartları en iyi okulu seçerek kursu orada açabileceğini ifade etti. 

Öncelikle veli ve öğrencinin haftalık ders çizelgesinde yer alan derslerden istediğini tercih edebileceğini ifade eden Büyük, ana hedefin öğrencilerin okul derslerini daha da anlayacağı derslerde kendilerini daha etkin ve yetkin hissedecekleri şekilde bir takviye kursu olacağını bildirdi. 

DEVAMSIZLIK YAPAN ÖĞRENCİ SMS İLE VELİYE BİLDİRİLECEK 
Velilerden öğrencilerin kurslara devamına özen göstermelerini isteyen Büyük, şunları kaydetti: "Öğrencilerin bu kurslara daha ciddiyetle devam etmesi için açılacak dersin yıllık toplam ders saatinin 10'da birinden fazla devamsızlık hakkı yok. 

Yani 80 saat olarak açılacak bir kursta 8 saat ancak devamsızlık hakkı vardır. Bunu doldurduğu halde kurstan kaydı silinecek bir daha kurs merkezi içerisindeki herhangi bir okula da gitmemiş olacak. 

Ayrıca veli de öğrencinin devamsızlığı konusunda SMS ile bilgilendirilecek. Kurslar, 10 öğrenciden az, 20 öğrenciden çok olamayacak."haber7
Gençlik ve Spor Bakanlığının son dönemlerde yaptığı yeniliklerle kalitesi ve sayısı arttırılan yurtlar, öğrencilerin en önemli tercih yerlerinden biri haline geldi. 

Otel konforunu aratmayan yurtlara her yıl talep artıyor. Geçtiğimiz yıl 285 bin öğrenciye ev sahipliği yapan Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna (YURTKUR) bağlı yurtlar, aralık ayına kadar yaklaşık 390 bin öğrenciyi bünyesinde barındıracak.
Türkiye’de eğitimi destekleyen pek çok uzun soluklu projeye imza atan Mercedes-Benz Türk, yeni sosyal sorumluluk projesi “EML’miz Geleceğin Yıldızı” kapsamında, endüstriyel teknik eğitim, okul ve kurumlarının motor bölümlerinin geliştirilmesi amacıyla laboratuvarlarını yeniliyor ve gerekli ekipmanlarla donatıyor. 

Mercedes-Benz Türk’ün Mercedes-Benz Bayileri ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın işbirliğinde gerçekleştirdiği proje kapsamında yenilenen ilk laboratuvardan biri Kartal Atalar Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde öğrencilerin hizmetine sunuldu. 

Sektöre kalifiye eleman yetiştirilecek Düzenlenen basın toplantısında eğitimin toplumun temel direklerinden birini oluşturduğuna dikkat çeken Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Rainer Genes, “Bu nedenle eğitim, şirketimizin sosyal sorumluluk projelerinde öncelikli olarak projeler gerçekleştirdiği alandır.“ dedi. 

 Projeyi tanıtan Mercedes-Benz Türk Pazarlama ve Satış Direktörü Süer Sülün, “EML’imiz Geleceğin Yıldızı” adıyla yürüttüğümüz projemizde, 2015 yılı sonuna kadar Türkiye’de toplam 23 okula, yer aldıkları ilde bulunan bayilerimiz ile birlikte destek vereceğiz, Mercedes-Benz Türk ve bayileri olarak toplam yatırım tutarımız yaklaşık 10 Milyon TL olacak.“ dedi. 

Her laboratuvara birer kamyon bağışlanacak Proje kapsamında, meslek liselerinde laboratuvar koşullarının iyileştirilmesi ve yeniden yapılandırılmasının yanı sıra, teknik ve mesleki eğitim alan öğrencilerin sanayinin beklentilerine cevap verecek nitelik ve donanıma ulaşmaları amacıyla eğitimlerin düzenlenmesine de önemli bir katkı sağlanıyor. 

Mercedes-Benz Laboratuvarları, teknolojik eğitim için özel ekipmanlar ile donatılıyor ve her okula üzerinde uygulamalı eğitim gerçekleştirilecek birer adet kamyon bağışlanıyor. 

Ayrıca, okul yöneticileri ve alan öğretmenleri, Mercedes-Benz Türk A.Ş.‘nin yüksek teknoloji ile üretilen modelleri, girişimcilik ruhu ve kalite sistemleri konusunda bilgilendirilecekler. Bugüne kadar toplam 15 okulun laboratuvarı yenilenen “EML’miz Geleceğin Yıldızı” projesi kapsamında toplam 23 farklı laboratuvar yeniden yapılandırılacak. 

 “Her İşin Başı Eğitim” “Her işin başı eğitim” prensibini benimseyen Mercedes-Benz Türk, sürdürdüğü sosyal sorumluluk çalışmaları ile uzun yıllardır Türkiye’nin çağdaş geleceğine katkıda bulunuyor. Hem şirket içinde hem dışında eğitim ve kişisel gelişimin desteklenmesi, Mercedes-Benz Türk’ün sosyal sorumluluk felsefesinin temelini oluşturuyor.haber7
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2014-2015 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilecek sınavlara ilişkin uygulama takvimini illere ve ilgili kurumlara gönderdi. 

Buna göre, Bakanlık bu yıl 42 sınav gerçekleştirecek. Ortaöğretime geçiş sistemi kapsamında 8. sınıf öğrencilerinin gireceği, merkezi ortak sınavlar,  

birinci dönem 26-27 Kasım'da, mazeret sınavı 13-14 Aralık'ta yapılacak. 

İkinci dönem ise merkezi ortak sınav 29-30 Nisan 2015'te, mazeret sınavı ise 16-17 Mayıs 2015'te gerçekleştirilecek. 

Merkezi sınavlar, 2015-2016 eğitim öğretim yılında ise birinci dönem 25-26 Kasım 2015'te, mazeret sınavı ise 12-13 Aralık 2015'te yapılacak. 

Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) ise 5,6,7,9,10 ve 11. sınıflar için 13 Haziran 2015'te saat 14.00'te gerçekleştirilecek. MEB, bu sınavların dışında, açık ortaokul, lise ve ehliyet sınavlarını da gerçekleştiriyor.bugün
Burs verdiği öğrenci sayısını her yıl artıran Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), bu yıl da 17 bin 500 öğrenciye destek olacak. 

Geçen yıl 15 bin 526 öğrenciye 7 milyon 21 bin 750 lira burs veren vakıf, bu yıl burs başvurularını 10 Kasım'a kadar alacak. 

Vakıf, üniversitelerde öğrenim gören başarılı öğrencilere özel destek başarı bursu ve eğitim yardımının yanı sıra yetim, öksüz ve engelli öğrencilere de burs verecek.haber7
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu, Türkiye’de bir ilke imza atarak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Türkiye genelinde sözlü mülakatla yaptığı bin 709 şube müdürünün tamamının atamasının yürütmesini durdurdu. 

Eğitim-Sen Balıkesir şubesi, Mehmet Vehbi Bolak Ticaret Meslek Lisesi’nde müzik öğretmeni olarak görev yapan Özlem Özalp adına, Özalp’in 10-28 Şubat 2014 tarihleri arasında yapılan MEB Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme Sözlü Sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde dava açmış, mahkeme ise verdiği kararda yürütmenin durdurulması istemini reddetmişti. 

Bunun üzerine sendika, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurarak, söz konusu red kararının kaldırılmasını istemişti. Danıştay kararı hatırlatıldı Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu, davayı sonuçlandırdı. Mahkeme, kararında Danıştay 5. Dairesi’nin 6 Mart 2014’te verdiği, “Sözlü sınav, yazılı sınavı tamamlayıcı nitelikte, bilgi ve liyakatı ölçmek, adayın mesleğe uygun yeteneğe ve kültürel birikime sahip olup olmadığını belirlemek amacıyla yapıldığı, sözlü sınavın temel amacının, yazılı sınav yapılmak suretiyle nesnel bir biçimde tespit edilenler arasından en başarılı adaydan başlayarak en uygun olanların seçilmesi olduğu, bu nedenle başarı sıralamasının yalnızca başarı kriterleri daha muğlak sözlü sınav sonuçlarına göre oluşturulmasının, Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak şekilde etkin yargısal denetimin yapılmasının engellediği” yönündeki kararına atıfta bulunuldu. 

Kararda liyakat ilkesine aykırı olarak değerlendirilen bu sistemle gerçekleştirilmiş tüm atamaların hukuka aykırı olduğu belirtilerek, sınava katılanların başarı sıralamasının yazılı ve sözlü puanlarının birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği kaydedildi.

 “Yazılı esas alınmalı” İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmesinin mümkün olduğu hatırlatılan kararda, “Kamu hizmetinin etkin ve süratli bir şekilde yürütülmesinin sağlanması amacıyla, liyakatın tespitinde, kriterleri objektif olarak belirlenmiş yazılı sınavda alınan puanın esas alınacak şekilde değerlendirilmesi gerektiği hususunda kuşku bulunmadığından, dava konusu işlemin dava sonuna kadar ve teminat aranmaksızın yürütmesinin durdurulmasına oybirliğiyle karar verildi” denildi. Milliyet
Bartın Üniversitesi eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Firdevs Güneş, kalemle yazmanın her harfin şekliyle yazılış biçimini ilişkilendirmeyi ve zihinde yapılandırmayı kolaylaştırdığını belirterek, böylelikle öğrencilerin dil ve zihinsel becerilerinin geliştiğini söyledi. 

 Güneş, , eskiden "yazmak" denilince akla kalem, mürekkep, dik, bitişik ve eğik, süslü yazmanın geldiğini, teknolojinin gelişmesiyle bunların yerini bilgisayar, iPad ve cep telefonu klavyelerinin aldığını anlattı. 

 İnsanların, yazmak için daha işlevsel ve kolay hareketler içeren elektronik araçları tercih ettiğine dikkati çeken Güneş, "Sürekli klavye kullanan kişiler elle yazarken güçlük çekmekte, yazının biçimi, türü, niteliği, hızı, okunaklığı gibi yazma alanının çeşitli yönlerini etkilemekte ve değiştirmektedir. 

Bu gelişmelerin zamanla zihin yapımızı ve düşünme biçimimizi de değiştireceği öne sürülmektedir" diye konuştu. El yazısı, yaratıcılığı arttırıyor Güneş, araştırmaların, kalem ve klavyeyle yazma arasında önemli farklılıklar bulunduğunu gösterdiğini, parmakların sürekli klavye üzerinde gezmesi ve tuşların çıkardığı seslerin bedensel ve zihinsel yorgunluğu arttırdığını savundu. 

 "Kalemle yazma ve el yazısı, öğrencinin yazma becerilerinin gelişimi, kişiliği, yazıya verdiği önem, temiz ve titiz yazma gibi konularda ipucu vermektedir" diyen Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu durum öğretmenin öğrencilerin el yazılarını tanımasına, ev ödevlerini el yazısından hareketle kontrolüne yardım etmektedir. 

Wisconsin Üniversitesinden bir grup araştırmacı, kalemle yazmanın metin üretmeye ve zihinsel becerileri geliştirmeye önemli katkılar sağladığını belirlemiştir. Öğrencilerin kalemle klavyeye göre daha hızlı yazdıkları, yazılarında kendilerini daha iyi ifade ettikleri ve çok daha özgün düşünceler dile getirdikleri saptanmıştır. Bu araştırmalara göre yazarken parmak hareketleri beynin düşünme, dil ve hızlı bellek gibi çeşitli bölümlerini harekete geçirmektedir. 

Bu durum öğrencilerin yaratıcılığını arttırmakta, düşüncelerini kağıda aktarma ve kendilerini daha iyi ifade etme becerilerini geliştirmektedir." "İlk ve ortaokulda öncelik kalemle yazmaya verilmeli" Güneş, şu bilgiyi paylaştı: "Kalemle yazma, her harfin şekliyle yazılış biçimini ilişkilendirmeyi, birleştirmeyi ve zihinde yapılandırmayı kolaylaştırmaktadır. 

Böylece öğrencilerin dil ve zihinsel becerileri gelişmektedir. Bu nedenle kalem kullanımının ilköğretim boyunca sürdürülmesi öngörülmektedir. Sonuç olarak kalemle yazma öğretiminin öğrencilerin zihinsel becerilerini geliştirmede daha etkili olduğu görülmektedir. 

Bu nedenle ilk ve ortaokullarda öncelik bu yöne verilmelidir. Öğretmenler, öğrencilerden ödevleri kalemle yazmalarını istemelidir. Bu becerileri yeterince geliştikten sonra öğrencilere klavye ve tuşlarla yazma öğretilmelidir. Daha sonraki yıllarda ise her iki becerinin de geliştirilmesine olanak sağlanmalıdır." milliyet
ÖSYM, bilgisayar üzerinden yapılan Elektronik Yabancı Dil Sınavı'na (e-YDS) girecek adaylar için deneme sınavı hazırladı. 

ÖSYM'nin internet sayfasında yer alan duyuruda, e-YDS'nin ilk uygulamasının 20 Eylül 2014'de yapıldığı anımsatıldı. e-YDS'nin 2014 yılı için diğer uygulamalarının, 19 Ekim 2014, 15 Kasım 2014 ve 20 Aralık 2014 tarihlerinde yapılacağının bildirildiği duyuruda, "e-YDS elektronik ortamda yapılacağından, adayların sınavda uygulanacak ara yüzleri sınav öncesinde tanıması ve sisteme aşinalık kazanması amacı ile bir deneme e-sınavı hazırlanmıştır. 

Bu sınavlara katılacak adayların sınavdan önce deneme sınavından yararlanmaları önemlidir" ifadesine yer verildi. Adaylar, deneme e-sınav uygulamasına ÖSYM'nin internet sayfasıdaki bağlantıdan ulaşılabilecek.haber7
Türk ve yabancı sanat ve tasarım eğitim kurumlarını bir araya getiren Türkiye’nin ilk ve tek fuarı INARTS Yurtiçi ve Yurtdışı Sanat Okulları Fuarı’nın 4.sü 18-19 Ekim 2014 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşiyor. 

Sanat, moda ve tasarım ile ilgili dünyadaki okulları Türkiye’ye taşıyan INARTS yeni nesil meslekleri tanımak için en doğru adres! “Sadece Sanat” sloganıyla yola çıkan ve tüm dünyadan sanat okullarını, sanat eğitimlerine ilgi duyan öğrenci ve genç profesyonellerle buluşturan INARTS; 

moda, tasarım, iç mimarlık, mimarlık, oyunculuk, 3D animasyon, oyun tasarımı, dijital sanatlar, fotoğrafçılık, güzel sanatlar, dans, bale, tiyatro, endüstriyel tasarım, taşıt tasarımı, sanat yönetimi, film yapımcılığı, mutfak sanatları gibi birçok branşta eğitim veren dünyaca ünlü okulları bir araya getiriyor. 

Fuara katılan okul temsilcileri, fuar boyunca gelecek kişilere, okul ücretleri, giriş ve başvuru şartları, yurtdışında yaşam koşulları, ülkelerinin eğitim sistemleri hakkında her türlü bilgiyi vererek, eğitim görmek isteyenlerin bütün soru işaretlerini giderecek. 

Fuarda ön lisans, lisans, yüksek lisans eğitimlerinden yaz okulları ve kısa süreli mesleki ve hobisel eğitimler veren okullara kadar bütün eğitim alternatifleri bulunacak. Çeşitli burslarin verileceği, hediyelerin dağıtılacağı Türkiye’nin ilk butik eğitim fuarı INARTS Yurtiçi ve Yurtdışı Sanat Eğitim Fuarı’na giriş ise ücretsiz. 

Dünyaca ünlü okulların katılacağı fuarda, Türkiye’den de çeşitli üniversiteler ve akademiler yer alacak, yarışma hakkında detaylı bilgi ve online davetiye almak için inartsfair.com adresini ziyaret ediniz.
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, son dönemde kamuoyunda herkesin merak ettiği soruları yanıtladı...... 

“Bİze her yıl 150 bine yakın öğretmenimiz yer değiştirme talebiyle başvuruyor. Adaleti sağlayabilmek için öğretmene rotasyonu yasaya koyduk. Bu eğitim öğretim yılı içinde bunu uygulayamayız. Yazın olabilir. İsteğe bağlı yapacağız. Tercih hakkı sunacağız. Tercihleri doğrultusunda yer değiştirecekler. Bu iller arası değil. İl içerisinden olacak.” 

TEOG’A SPOR, SANAT KÜLTÜR DE EKLENECEK 
 TEOG’da yaşanan hataların faturası kimseye kesilmedi mi? Ders çıkardık. Bu eleştiri sürecini sizlerle paylaştık. Bu süreçteki en büyük hatamız 100 bin civarındaki öğrenciyi baştan özel okula yerleştirmiş olsaydık bu 9 bin öğrenci sıkıntı yaşamayacaktı. 

Yerleştirme sürecinde bizi sınırlayan, zorlayan şey 4+4+4 ile 12 yıllık eğitimin zorunlu hale gelmesi. Sınırlı sayıdaki okula binlerce öğrenciyi yerleştirmeye çalıştık. İllerdeki derslik ve okul sayıları yeterli değil. Zorluk çektiğimiz iki il var: İstanbul, Diyarbakır. 

Kamuoyuna çokça malzeme olarak sunulan spesifik örnekler bu oran içerisinde küçük bir rakam. Ama bir çocuğun dahi memnuniyetsiz bir biçimde eğitim öğretime devam etmesi arzu ettiğimiz bir şey değil. O yüzden çözülmesi gereken, oradan çıkarılması gereken dersler var. Biz o dersleri aldık. 

MÜZİK LİSEYE YERLEŞMESİNDE ‘ARTI’ OLSUN 
 Sistemde hedefimiz şu: Yüzde 60-70 oranında çocuğun akademik başarılarının yanında geriye kalan yüzde 30-40 oranında da çocuğun sportif, sanatsal, sosyal başarılarının çocuğun liseye yerleşmesinde etkili olacağı bir yapı öngörüyoruz. 

Altyapı kuruluncaya kadar biz bunu hayata geçirmiyoruz. Benim arzum bütün çocuklarımız ortaokulu bitirdiğinde en azından bir spor, sanat ya da yabancı dil alanında belli bir düzeye gelmeleri. Biz bunları ayrıca ödüllendirelim. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile görüşmeler sürüyor. 

Altyapısı olan ve akredite sivil toplum örgütleri, spor kulüpleri sanat ya da spor müzik dernekleri milli eğitim e-okul üzerinden bağlantı kursun. Yani keman eğitimi almak için bir müzik kursuna gidiyorsa, sistem bunu gösterecek. 

8 yıl boyunca o konuda orada eğitim almış bir birey e-okulda karşınıza çıkacak. Biz öğrencinin oraya gittiğini e-okulda gördüğümüz sürece, yaptığı etkinliği liseye yerleşmesinde bir artı olarak değerlendireceğiz. 

MUSEVİLERDEN DİN SORUSU İSTEDİK 
 “Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi için Din kültürü dersinden soru sormak için bu yıl Musevilerden soru istedik. Bize bu konuda hazır literatür ve din materyallerinin olduğunu ve soru üreteceklerini söylediler. 

Bizim uzmanlarımız oradan soru hazırladılar. Biz oradan bir öğretmen istedik. Sorularımıza o konuda da dahil olacak. Diğerlerinden de isteyebiliriz. Hırıstiyanlardan da. Ama burada üzerinde uzlaşılmış bir dini metin olması lazım. Biz böyle bir yapı olursa ancak onların sorularını kabul edebiliriz.” 

PIERCING VE DÖVME YASAĞI ‘HİJYENİK’ 
Pedagoglar ergenlik çağındaki çocukların dövme ya da piercing için bedenlerini yoklanmasına, özgürlüklerin kısıtlanmasına tepki gösteriyor. Bu yasak yine Anayasa’nın bize tanıdığı bir yükümlülükle alakalı. 

Biz sağlık konusunda gerekli tedbirleri almak durumunda bir Bakanlığız. Konuştuğumuz herkes piercing, dövme ya da bir benzeri uygulamaların çocukların vücutlarına telafisi imkânsız zararlar verebilecek bazı rahatsızlıklara neden olacağını söylüyor. Biz de okullarımızda bu uygulamaların yasak olmasını kararlaştırdık. 

Yasakçılık mantığıyla değil, hem sağlık gerekçeleri hem kültürel manevi değerlerle uyuşup uyuşmadığını bilmediğimiz bir alan sonuçta. Yanlış yaptığımızı düşünmüyoruz. Şöyle sormak lazım; “Türkiye’deki kaç kişi kendi çocuğuna dövme ya da piercing yapmasını arzu eder?” Bu eleştiriyi yapanlara soralım, “Çocuğunuz dövme, piercing yaptırsa nasıl tepkiniz olur?” Biz o yaştaki çocuklar için uygun olmadığını ve bunların birçoğunun kalıcı etkiler bıraktığını biliyoruz. 

MİNİ ETEK ZATEN GİYİLİYOR 
 Mini eteğe aynı gözle mi baklıyor? Aynı gözle bakıyorum evet. Bunu özgürlük olarak görüyoruz. Etek boyu vs. bir tanımlama yapmadık. Mini etek zaten giyiyor çocuklar......... 
Bakanlık, ilgili mevzuatta değişiklik yaparak öğretmen adaylarına mühendislik ve diğer alanlarda istihdam yolunu açmayı hedefliyor. 

MEB, son 10 yılda 457 bin 996 öğretmenin atamasını gerçekleştirdi. Eğitim fakültesinden mezun olan ve KPSS alan testinden yeterli puanı alarak atanmayı bekleyen öğretmen adayı sayısı ise 240 bin dolayında. 

YÖNETMELİK DEĞİŞİYOR 
 Fen-edebiyat fakültesinde okuyan öğrencilerin farklı sektörde çalışmasına izin veriliyor. Eğitim fakültesinden mezun olan öğrenciler ise ilgili mevzuat gereğince yalnızca “öğretmenlik” yapabiliyor. 

Fen-edebiyat fakültesinde eğitim alan kimya bölümü öğrencisi, kimyager olarak özel sektörde veya kamuda iş imkânı bulurken; aynı fırsat eğitim fakültesinden kimya öğretmenliği mezunu olan kişilere verilmiyor. 

Bunu düzeltmek isteyen bakanlık, yönetmelikte bazı değişiklikler yapmak için kolları sıvadı. Yönetmelikte yapılacak birinci değişiklikle öncelikle eğitim fakültelerinin müfredatına, öğretmenlikte okutulmayan 2 veya 3 ders eklenecek. 

MÜHENDİSLİK YOLU AÇILIYOR 
Bu sayede öğretmenlik ve ilgili bölümleri (fizik, kimya gibi) okuyan öğrencilerin eğitimi eşitlenecek. Yönetmelikte, bir başka değişiklik daha gerçekleştirilecek. Eğitim fakültesi mezunlarının (öğretmenlerin), diğer alanlarda çalışmalarının önü açılacak. 

Eğitim fakültesi ve fen-edebiyat fakültesi okuyan öğrenciler, aynı haklara sahip olarak farklı sektörlerde iş imkânı bulacak. Değişiklik en çok fizik, kimya, biyoloji gibi ataması olmayan alanlardaki öğrencilere yarayacak. Bu öğrenciler için mühendislik yolu açılacak. (Habertürk)
Bayramın ardından başvurular alınacak. 20 Ekim'de ise ilk ders başı yapılacak. Devlet okulları ve halk eğitim merkezleri bünyesinde açılacak olan ücretsiz devlet dershaneleri için çalışma takvimi belli oldu. 

Buna göre ulusal eğitim müdürlüklerinde kurulan komisyonlar 10 Ekim'e kadar kurs merkezini tespit edilip müracatlar alınacak. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından öğrenci ve kursiyerlere, okullarda ve halk eğitim merkezlerinde verilecek destekleyici kurslara ilişkin ayrıntılar belli oldu. 

MEB, Örgün ve Yaygın Eğitimi Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesini yayımladı. Yönergeye göre, Bakanlığa, bağlı resmi örgün ve yaygın eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrenci ve kursiyerlere isteğe bağlı olarak destekleme ve yetiştirme kursları verilecek. 

Kurslar, fiziki kapasitesi ve öğrenci veya kursiyer potansiyeli yeterli olan resmi ortaokullar, imam-hatip ortaokulları, ortaöğretim kurumları ile halk eğitimi merkezi müdürlüklerine bağlı olarak açılacak. Mezunlara yönelik kurslar ise halk eğitim merkezlerinde açılacak. 

Kurs merkezleri ile kurslarda görevlendirilecek öğretmenler birinci dönemde eylül ayı sonuna kadar, ikinci dönemde ise şubat ayı sonuna kadar milli eğitim müdürlüklerince belirlenecek. Birinci dönem için ve yıllık planlanan kurslar en geç ekim ayının ilk gününde, ikinci dönem için planlanan kurslar ise mart ayının ilk gününde başlatılacak. 

Yıllık açılan kurslar ders yılı sonuna kadar devam edecek. Olağanüstü durumlarda bu süreler milli eğitim müdürlüğünce değiştirilebilinecek. Kurslar, milli eğitim müdürlüklerince belirlenen okul veya kurum müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı ile açılacak. 

Açılan bir kursa, kursun açıldığı haftadan sonra öğrenci kaydı yapılamayacak. Ancak nakil, yurt dışından gelme gibi değişik nedenlerle okula kaydı yapılan öğrencilerin talepleri kurs merkezi müdürlüğünce değerlendirilecek. Kurslara; örgün veya yaygın ortaokul veya imam hatip ortaokulu ve ortaöğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrenciler, örgün veya yaygın ortaöğretim kurumlarından mezun olan kursiyerler katılabilecek. 

Kurslara, o kurs merkezinin bulunduğu okulun öğrencilerinin yanı sıra bünyesinde kurs açılmamış olan diğer okullardan da öğrenci kabul edilecek. 

Bir dersten dönemlik açılan kurs 36 saatten az olamayacak Örgün eğitim kurumlarında açılacak kurslarda bir dersten dönemlik açılan kurs süresi 36, yıllık açılan kursun süresi ise 72 ders saatinden az olamayacak. Örgün eğitim kurumlarında açılan kurslar, çalışma günlerinde ders saatleri dışında saat 22.00'ye kadar yapılabilecek. İhtiyaç halinde cumartesi, pazar günleri ile yarıyıl ve yaz tatillerinde de açılabilecek. 

Bir kurs saatinin süresi 40 dakika olacak. 
 Kurs dönemlerine göre programlanan kurs saatleri, kurs merkezinin imkanları ölçüsünde her bir kurs günü 2 saatten az, 8 saatten çok olmamak üzere haftanın değişik günlerine dağıtılabilecek. Ancak, bir güne aynı dersten 2 saatten fazla ders konulamayacak. 

Sınıf mevcudu 20'den fazla olmayacak 
Her bir kurs programına devam edecek öğrenci veya kursiyer sayısı 10'dan az; bir kursun sınıf mevcudu ise 20'den fazla olmayacak. Öğrenci veya kursiyer sayısının 20'den fazla olması durumunda ikinci grup oluşturulacak. Ancak her bir grubun azami sayısı dolmadan yeni grup oluşturulamayacak. 

Ancak, tek gruplu kurs programlarında sınıf kapasitesi dikkate alınarak öğrenci veya kursiyer sayısı 25'e kadar çıkarılabilecek. Kurslarda, öğrenci veya kursiyer ve velilerden gelen istek üzerine kurs merkezlerinde belirlenen dersler için açılacak. Öğrenci veya kursiyer ve veliler ders seçimiyle birlikte öğretmen seçiminde de bulunabilecek. 

Öğretmen seçiminden veli tercihi dikkate alınacak Kurslarda görev almak isteyen öğretmenler, ders yılı başında milli eğitim müdürlüğüne başvuracak. 

Başvuru yapan öğretmenler arasından veli ve öğrencilerin tercihleri de dikkate alınarak öncelikle; bilgi ve tecrübesi ile branşında temayüz etmiş, çevresi ile iyi ilişkiler kurabilen öğrenme ve öğretme yöntem ve tekniklerine hakim, teknolojik araç-gereçleri eğitim ortamında kullanabilenler komisyon tarafından seçilecek. 

Devam zorunluluğu olacak Kurslara kayıt yaptıran öğrencilerin devam zorunluluğu olacak. Her kurs döneminde okutulması gereken toplam ders saatinin özürsüz olarak 1/10'una devam etmeyen öğrencilerin kurs kaydı silinecek. Öğrenci, aynı dönemde başka bir kursa devam edemeyecek. Öğrencilerin kurslara devam ve devamsızlıkları kurs merkezi müdürlüğünce bir deftere işlenecek. 

sağlık raporuna dayalı hastalıklar, tabii afetler, anne, baba ve kardeşlerden birinin ölümü gibi özürler sebebiyle oluşan devamsızlıklar, devamsızlık süresinden sayılmayacak. Kurslarda dönem başında yapılacak seviye tespit sınavlarına göre sınıflar veya gruplar oluşturulacak. 

Kurslara katılan öğrencilerin kazandıkları bilgi ve becerileri ölçmek amacıyla kurs merkezinde, kurs saatleri içinde her ay değerlendirme yapılacak. Değerlendirme sonuçları analiz edilerek, eksikliği görülen konular tamamlanacak. Bu yıl faaliyette bulunacak, destekleme ve yetiştirme kursları için 29 Eylül-1 Ekim'de milli eğitim müdürlüklerinde komisyon kurulacak ve 1 Ekim itibariyle öğrenci ve velilere kurslara ilişkin bilgi verilecek. 

Komisyonlar, 1-10 Ekimde kurs merkezi okul ve kurumları tespit edecek ve kurs vermek isteyen öğretmenlerden yazılı müracaatlar alınacak. Öğretmen tercihinde bulunmak isteyen veli ve öğrencilerin tercihleri 1-10 Ekimde, okullar aracılığıyla komisyona iletilecek. 

Kurs merkezleri ve görevlendirilen öğretmenlerin onayları ile kurs açılacak derslerin dönemlik veya kurs açılacak derslerin dönemlik veya yıllık olarak belirlenmesi ve onaylarının alınması ise 13-17 ekimde yapılacak.
Milli Eğitim Bakanlığı, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü'nün yetki, görev ve sorumlulukları hakkındaki yönergeyi yeniledi.

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin, uygun şartlarda bireysel tüketici kredisi alması için bankalarla protokol yapacak. Bakanlık, öğretmenlere yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin araştırmalar da yapacak. Yönergeyle ayrıca, mesleki başarıları ile farkındalık yaratan öğretmenlerin çalışmaları kayıt altına alınacak. 

Bu öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi için ilgili çalışma yapılacak. Dinlenme amaçlı yaz ve kış kampları düzenlenecek. Lojman, öğretmenevi, öğretmen kampları gibi hizmetler yaygınlaştırılacak ve uygun şartlarda hizmet verilmesi sağlanacak. 

Yönerge ayrıca, zorunlu hizmet bölgelerinde görev alınması için özendirici tedbirler alınmasını da öngörüyor.  NTV
Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin öğretmen, 2009’da çıkan yönetmelik nedeniyle Kurban Bayramı’nda maddi zarara uğrayacak. 

Hüseyin Çelik’in Milli eğitim Bakanı olduğu dönemde çıkarılan yönetmeliği hatırlatan Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk şöyle dedi: "2009’a kadar tüm öğretmenlerin ek ders ücreti günlük hesaplanıyordu. 

Ancak ’MEB Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’ın 16’ncı maddesinin uygulama şekli, haftalık değerlendirmeye dönüştürüldü. Yani bir öğretmen haftanın 1 günü rapor aldıysa, diğer günlerde derse girse bile o hafta için ek ders ücretini alamıyor. Aynı şekilde resmi tatillerde de durum böyle. Eğer resmi tatil hafta içi bir güne denk geliyorsa tüm haftanın ek ders ücreti kesiliyor." ’

ÖĞRETMENLER BAYRAMI YAŞAYAMAYACAK’ 
Kadir Öztürk, bu Kurban Bayramın’ın üç ve dördüncü günleri olan 6 Ekim Pazartesi ve 7 Ekim Salı’nın resmi tatil olması nedeniyle, haftanın geriye kalan diğer üç gününde öğretmenler derslerine girecek olmalarına rağmen, tüm haftanın ek ders ücretinin ödenmeyeceğini kaydetti. 

Uygulamanın öğretmenler açısından büyük haksızlık olduğunu belirten Kadir Öztürk, "Dolayısıyla öğretmenlerimiz bayramı yaşamayacak. Böyle bir bayram olabilir mi, çalışmış olmalarına rağmen ücretlerin verilmediği bir bayram olabilir mi?" diye sordu. 

ÖĞRETMEN BAŞINA KAYIP ORTALAMA 150 LİRA Türkiye’de yaklaşık 900 bin öğretmenden 100 bini meslek, 300 bini sınıf ve 500 bin civarındakinin de branş öğretmeni olduğunu belirteren Kadir Öztürk şunları kaydetti: "Sınıf ve branş öğretmenleri ayda 60 saat düzeyinde ek derse giriyor. 

Meslek öğretmenleri ise 100 saat. Ek ders ücreti saati 9.5 TL. Aylık 400- 800 TL ek ders ücreti geliri var. Ortalama 600 TL’den hesaplarsak ve iki gün resmi tatil nedeniyle tüm haftanın ücreti kesileceğinden öğretmen başına ortalama kaybımız 150 TL olacak. Derse girilmiş olmasına rağmen öğretmenlerimiz hakkını alamayacak."milliyet
Bu sene 50. yılını kutlayan, yurtdışı dil eğitiminde dünya lideri EF Education First benzerlerinin aksine ücretsiz olan, dünyanın ilk standart İngilizce dil testi EF Standard English Test (EFSET)’i tanıttı. Testi efset.org adresinde ücretsiz olmak mümkün. 

Günümüzde hemen herkes bir işe veya üniversiteye giriş, kişisel gelişim gibi farklı amaçlarla dünyanın dört bir yanında kabul edilen İngilizce testleriyle İngilizce seviyelerini belgeliyor. Bu amaca yönelik kullanılan geleneksel testlerden birinden sertifika alabilmek için yalnızca belirlenen zaman ve yerlerde ve sınav başına 300 dolardan başlayan fiyatlarla yapılan testlere girmek gerekiyor. 

Bu sınavlara girmek için bazen kısa süreliğine başka bir şehre, hatta başka bir ülkeye yolculuk yapmayı göze almak gerekiyor. EF Education First hazırladığı EFSET testiyle, dünya çapında İngilizce öğrenmekte olan iki milyara yakın insanın hayatını kolaylaştırmayı ve hiçbir maliyet olmaksızın en doğru şekilde İngilizce seviyelerini ölçmelerine olanak tanımayı hedefliyor. 

Yedi gün 24 saat online olarak erişime açık olan EFSET testiyle, İngilizce öğrenmekte olan öğrenciler son derece üst düzey bir standart İngilizce testine ücretsiz erişim kazanıyor. EFSET daha önce geniş ölçekli İngilizce testi uygulamalarının oldukça maliyetli olduğu okullar, özel ve kamu kuruluşları gibi yerler için de önem taşıyor. 

EF, önümüzdeki yıllarda EFSET’i resmi olarak kabul gören İngilizce sertifikası olarak tanımayı planlayan kuruluşlarla birlikte çalışmayı hedefliyor. Böylece EF, milyonlarca öğrenci ve çalışan için bulunmaz bir fırsat sunacak. 

EFSET, yalnızca üst düzey, ücretsiz ve online bir İngilizce dil testine erişim sağlamakla kalmıyor. Aynı zamanda test içeriğini sınav olan öğrencinin doğru ve yanlış verdiği cevap kalıplarına göre anlık olarak belirleyebilen Bilgisayarlı Adaptif Çok Aşamalı Test uygulamasının kullanıldığı ilk standart İngilizce dil testi olma özelliğini taşıyor. Bu özellik başlangıçtan ileri seviyeye tüm yeterlik düzeylerinde doğru ölçüm yapılmasını sağlıyor. 

Dünya çapında kabul edilen öncelikli standart olan Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Sınıflandırılması CEFR’ye uyumlu olan EF not baremi, 0-100 arasında puanlamasıyla net ve anlaşılması kolay bir ölçüm sağlıyor. EF Education First’ün araştırma ve inovasyondan sorumlu kolu olan EF Learning Labs Direktörü Yerrie Kim şöyle konuşuyor: “EFSET, standart dil sertifika testleri konusunda uzun zamandır kabul edilegelmiş varsayımları yıkıyor. 

İngilizce becerilerini nerede, ne zaman ve niçin sınava tabi tutacakları konusunda karar verme gücünü testi yapanın elinden alıp öğrencinin eline veriyor. EF Learning Labs, EFSET’i geliştirirken dünyanın tanınmış sertifika sınavlarının hazırlanmasında rol oynamış olan, dil değerlendirme, büyük ölçekli test teknikleri ve psikometri alanında önde gelen uzmanları ile işbirliği yaptı.
Yrd.Doç. Dr. Ümit Söylemez, her şeyden önce kişinin güçlü bir öğrenme nedeninin olması gerektiğine vurgu yapıyor. 

Yabancı dil öğrenmenin altın kuralları Fiziksel sınırların anlam taşımadığı günümüzde kişisel dil ve iletişim becerileri artık dünyanın büyüklüğünü belirliyor. Dolayısıyla bir yabancı dil öğrenmek kişisel ve toplumsal gelişimin olmazsa olmazları arasında. 

Yabancı dili en kolay öğrenen kişilerin çekinmeyen ve atak kişiler olduğuna dikkat çeken Yrd.Doç. Dr. Ümit Söylemez, her şeyden önce kişinin güçlü bir öğrenme nedeninin olması gerektiğine vurgu yapıyor. Bilimsel bilginin neredeyse tamamına yakını İngilizce üretilen günümüzde İngilizce eğitiminin neden çok gerekli olduğunu sadece bu neden dahi ortaya koymaya yetiyor. 

Dünyanın erişilebildiği ve anlaşılabildiği oranda büyük olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Yabancı Diller Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Ümit Söylemez, yabancı dilin kişisel ve toplumsal gelişimin olmazsa olmazları arasında olduğuna dikkat çekiyor. 

Bir kişinin dil öğrenmesinin mümkün olduğunun altını çizen Söylemez, her konuda olduğu gibi dil öğrenmede de dikkat edilmesi gereken hususların olduğunu belirtiyor. 

Güçlü bir öğrenme nedeni olmalı! 
‘Yabancı dil öğrenmeye karar verdikten sonra kişinin kendine mutlaka güçlü bir öğrenme nedeni sağlaması ve bunu öncelikli hedef haline getirmesi gerekir’ diyen Söylemez, kişinin gerçekçi ve kısa vadeli hedeflere ulaştıkça bir sonraki aşama için kendinde çok daha büyük güç ve çalışma azmi bulacağını dile getiriyor. 

Hata yapmaktan korkmayın! 
Dil öğrenme aşamasında kişilerin hata yapmaktan korkmamaları gerektiğini vurgulayan Ümit Söylemez, kimsenin emeklemeden yürüyemeyeceği gibi sınıfların emekleme, hatalar yapma, hatalarından öğrenme ortamı olduğunu belirtiyor. 

Söylemez, yabancı dili en kolay öğrenen kişilerin ise bu konuda hiç çekinmeden atak davrananlar olduğu hatırlatmasında bulunuyor. Dil öğrenmek isteyenlere önemli uyarılar Söylemez dil öğrenmek isteyenlere de şu uyarılarda buluyor: 

* En kolay nasıl öğrenirim değil, ‘en iyi nasıl öğrenirim’ in arayışı içinde olun. 
* Yaşam boyu size hizmet edecek dil öğrenmede özenli ve gayretli olun. 
* Her gün ve düzenli çalışın. 
* Bir sonraki gün öğreneceklerinizin garantisi önceki günün birikimleri olduğunu unutmayın. 
* Öğrendiğiniz dili ilgi alanlarınızla birleştirin. Öğrenme zevkli hale gelir, verim artar. 
* Kendiniz için en uygun çalışma ve öğrenme yöntemlerini keşfedin. 
 * Kişisel farklılıklarınızın öğrenme tarzınıza yansıyacağının farkında olun. 
* Yabancı dil hazırlık sınıfı asla bir kayıp yıl olarak değerlendirilmemeli. 
 * Dil öğrenmenin insan beyni üzerindeki olumlu etkilerini unutmayın.
Milli eğitim Bakanlığı, yardımcı ders kitabı alınmasına yönelik veli ve öğretmenleri mecbur tutan öğretmenleri uyardı. Bakanlık, yayınevi sahibinin ideolojisinin yardımcı ders kitapları aracılığıyla öğrencilere empoze edilmeye çalıştığını belirterek yardımcı kaynak kitaplar üzerinde MEB denetimi ve Talim Terbiye Kurulu onayının yeniden getirilmesi için çalışma başlattı. 


YÜZDE 70’İ CEMAATİN ELİNDE 
Sabah gazetesinin haberine göre; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan bir raporda, okullarda ders kitaplarının devlet tarafından ücretsiz dağıtılmasının ardından yayınevlerinin yardımcı kaynak adı altında ve öğretmenler aracılığıyla okullara girdiği belirtildi. Hiçbir denetimden geçmeyen kaynak kitapların, her yayınevinin siyasi görüşüne göre oluşturulmuş içeriklerle öğrencilere ulaşmaya başladığı vurgulandı.

 Yardımcı kaynak pazarında 100’den fazla farklı yayınevi bulunuyor. Bunlardan 31’i cemaate bağlı ve toplam pazarın cirosunun yüzde 70’ini elinde bulunduruyor. Cemaatin dışında kalan 56 farklı yardımcı kaynak yayınevi toplam 5 bine yakın yayın üretiyor. Bakanlık raporunda, yardımcı ders kitaplarının mutlaka Talim Terbiye Kurulu onayından geçirilmesi, haksız kazançlarla ilişkin olarak da mali denetimin yapılması gerektiği belirtildi.

MÜDÜR VE ÖĞRETMENLERE UYARI 
Velilerin okullarda zorunlu olarak aldırılması önerilen yardımcı ders kitaplarına ilişkin şikâyetlerin artması üzerine Rehberlik ve Denetim Başkanlığı da harekete geçti. Rehberlik ve Denetim Başkanı Atıf Ala, okullarda müdürler ve öğretmenlerin devletin dağıttığı kitaplar dışında velileri yardımcı ders kitabı almaya mecbur bıraktığına dair bakanlığa şikâyetler geldiğini belirterek, tüm okulları bu kitapların tavsiye edilmemesi ve kullanılmaması yönünde uyardı. 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yardımcı ders kitaplarını yasaklamak yerine Talim Terbiye Kurulu’nun denetimine almak üzere çalışma yaptığı öğrenildi.