Yapay Zeka Öğretmenlere Rakip Olur Mu?

Cumhuriyetin ikinci yüzyılına giriş yaparken, nasıl daha nitelikli insanlar yetiştirileceği konusunda önemli tartışmalar yapılıyor. 
 

Özellikle yapay zekanın hayatın her alanında olduğu gibi eğitimde de öğretmenlere rakip olup olamayacağı konuşuluyor. 
 
Deneyimli eğitimciler, Z kuşağının oldukça iyi kullanabildiği robotların asla öğretmenlerin yerini tutamayacağı görüşündeler.


 
Ancak öğretmenlerin de teknolojik gelişmeleri yakından takip edip eğitimde kullanabilmeleri ve öğrencilerine de etik sorumlulukları öğretmelerinin gerekliliği vurgulanıyor. Eğitim alanında büyük kazanımlar sağlayan Cumhuriyetin yüzüncü yılındayız. 
 
Peki, ikinci yüzyıla hazır mıyız? İkinci bir yüzyıla nasıl bir insan yetiştirme hedefiyle yola çıkmalıyız? Teknolojik gelişmeler okullara, öğretmenlere ve öğrencilere nasıl yansıyor? En önemlisi yapay zeka, robotlar öğretmenlerin yerini alabilir mi? 
 
137 yıllık deneyimiyle eğitim alanında köklü bir kurum olarak öne çıkan Fevziye Mektepleri Vakfı Eğitim Kurumları’nın Direktörü ve Kurucu Temsilcisi Müge Yalım Alpan, Doç. Görkem İldaş’ın hazırlayıp sunduğu Yolun Başındayken programında eğitimin geleceğini, teknoloji ve öğretmenlerin rolünü konuştu. 
 
Vakıf olarak öncelikli hedeflerinin iyi insanlar yetiştirmek olduğunu vurgulayan Alpan, akademik başarının yanı sıra, öğrencilerin ailelerine, ülkelerine ve dünyaya faydalı bireyler olarak yetiştirilmesinin önemine dikkat çekti. 
 
Alpan’a göre, öğrencilerin dijital çağın getirdiği imkanlara ve yapay zekaya doğru hızla ilerlediği bir dönemde robotların öğretmenlerin yerini almasının söz konusu değil: “Elbette bu teknolojik gelişimler olacak, bu kaçınılmaz. 
 
Belki şu anda şimdiye kadar olmadığı kadar belirsiz bir geleceğe bakıyoruz. Bu nedenle biz uyanık olacağız, takipçi olacağız, gelişmelerin farkında olacağız ama bazı şeyler de hiç değişmiyor. 
 
Evet, teknoloji gelişiyor, alışkanlıklar değişiyor ama insan beyni, insan ruhu değişmiyor. Biz hala bağ kurmaya önem veriyoruz. Biz hala öğretmenlerimizin bize önem vermelerini istiyoruz ve iyi bir öğretmeni de hangi yaşta olursanız olun asla unutmuyorsunuz. 
 
Bazı şeyler var ki ne kadar teknoloji ilerlerse ilerlesin bu öğrenme yolculuğunda çocuğun elinden tutan, yaşı kaç olursa olsun o öğrencinin yanında duran, zorluklar ve engeller karşısında hangi tekniklerle hangi yöntemlerle onları aşabileceğine yardımcı olmaya çalışan, rehberlik eden öğretmenler her zaman bence eşsiz olacaktır.”
 
EĞİTİMCİLER DE AYAK UYDURMALI 
 Müge Yalım Alpan eğitimcilerin de bu değişimlere ayak uydurması ve öğrencilere etik sorumlulukları öğretmeleri gerektiğinin altını çizdi: “Bu teknolojik gelişimlerin içinde doğan çocuklarımızı sınıflarımızda ağırlarken tamamen klasik yöntemlerle kalmamız söz konusu olamıyor. Önümüzde çok zorlu günler var. 
 
Hali hazırda tıpta uzmanlık sınavına doğru cevap verebilen, dijital ortamda sanat eserleri üretebilen, yaratıcı metinler yazabilen bir yapay zekaya çocukların çok hızlı bir erişimi var. 
 
Öncelikle eğitimciler olarak bütün bunların farkında ve takipçisi olmalıyız. Durumu iyi değerlendirmeliyiz. Akademik dürüstlük ilkesine her zaman olduğundan çok daha fazla özen göstermeliyiz. 
 
Öğrencinin hem farklı kaynakları nasıl kullanacağı, hem bu kaynakları kullanırken kendine ait fikirleri nasıl üreteceği, hem akademik dürüstlüğün neden kavram olarak gerekli olduğunu bilmeleri gerekiyor. 
 
Bbiz eğitimciler de onlara kişisel hikayelerinden yola çıkabilecekleri, kişisel deneyimleri içine katabilecekleri projeler ve ödevler vermek durumundayız. Evet, teknoloji gelişiyor ama eğitim de her zaman gelişiyor. Biz öğretmenler ve eğitim yöneticileri olarak bu gelişimi sınıflarımıza olumlu anlamda nasıl yansıtacağımıza bakacağız.” 
 
DÜNYANIN SORUNLARINI BİRLİKTE ÇÖZECEKLER 
Eğitimde uluslararası projelerin ve deneyimlerin öğrencilere farklı bakış açıları kazandıracağına vurgu yapan Müge Yalım Alpan, öğrencilerin farklı kültürleri tanıma ve anlama becerilerinin önemini vurguladı: “Dünya vatandaşlığı kendisini bilen, kendi tarihini, ailesinin ve ülkesinin tarihini bilen ve gerektiği zaman da geriye dönüp eleştirel olarak takdir edebilen öğrenciler yetiştirmekten geçiyor. 
 
Kendini bilen, tanıyan bir birey sonra dünya üzerindeki diğer kültürlere, milletlere bakabilir. Bir de bir tek evimiz var, dünyamız. Onun da gittikçe karmaşıklaşan sorunları var. Biz bu sorunları çözmek için öğrencilerimize yetki, beceri kazandırmak zorundayız. 
 
Belli ki bunları tek başına yapmayacaklar, bütün dünya insanları el ele çözecekler. O yüzden empati kurabilmelerini sağlamak, farklı kültürleri tanımak önemli. Yabancı dil kesinlikle çok önemli bir köprü ama tek başına yeterli olmayacaktır. 
 
Öğrencilere farklı kültürlerin, farklı öğrencilerin bakış açılarını görebilecekleri uluslararası projelerde yer aldırmak, uluslararası kulüpler açmak, farklı deneyimler yaşayacakları ortamları sağlamak gibi yükümlülüğümüz de var artık her zamankinden daha fazla.”

Hiç yorum yok


Blogger tarafından desteklenmektedir.